Arzu kuran

Arzu kuran
serbest meslek
Avusturya
Avusturya
164 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Her insan ayrı bir vatan Sınırları var askeri,nöbetçisi Herkes kendi ülkesinin efendisi Kimse değil kimsenin kölesi Kimse dayatamaz kimseye ideali Herkes kendi yolunu kendi seçmeli Insana yakışan herdaim hâldili Yeter bize Allahın ayeti Ve dahi efendimizin sünneti Kimse kimseyi hor görmemeli Hepimizin babası Hz Adem değil mi A.K
Reklam
Fabrika ayarlarimi bozma benim Aşılmaz eglellerim,yıkılmaz duvarlarim vardi benim. Doğrularım, tabularim olmazsa olmazlarim İznimi almadan kapımı çalmadan giriyorsun içeri Sonunu göremediğim delhizlere Limanı olmayan denizlere Götürmek istiyorsun... Bilmiyorum bilemiyorum Ne çok korkum varmış meğer Aşk denen duyguya , Benden senden biz olmaya... Sahi biz olmak neydi yelkenkeri indirmek mi Duvarları yıkmak mi Buzları eritmek mi Çat kapı gelen tanrı misafirini Iceri davet etmek mi... Senden benden biz edecek mi A.K
(I)ki bin yirmi iki de (K)itap okuyalım (I)yilik yapalım (B)irbirimizi sevelim (I)ltifat edelim (N)e olursa olsun (Y)eniliklere açık olalım (I)ligi alanlarımızı geniş tutalım (R)esim yapalım (M)utlu olalım (I)yi insan olalım (I)lk önce kendimiz olalım (K)alpleri feth edelim (I)leriye hep ileriye gidelim. Arzu Kuran
Kartal Bir Sabah uyandım ve kendimi bir Kartala dönüşmüş buldum. İnsan gibi düşünüyor fakat kartal gibi görünüyordum. Evin içinde bir odadan diğerine geçerken hiçbir yere sığmıyor, kanatlarım her yere çarpıyor, kırıyor döküyordu. Evim birden yabancılaştı gözümde, buraya ait değilmişim gibi geldi. Akşamdan balkon camının tamda kapanmadığını fark edip gagamla biraz ittirince camı açmayı başardım ve hemen kanat çırpmaya başlayarak gökyüzüne doğru süzüldüm. Ben yükseldikçe evim ne kadar da küçük gözüktü gözüme. Ben bunca yılı bu evde, bu mahallede, iş yeri ve ev arası mı geçirdim, bunun adına da özgürlük, modernlik mi dedim. Resmen açık hava hapishanesinde yaşıyor muşumda da haberim yokmuş. Kendi isteğimmiş gibi yaptıklarım aslında mecburiyetten başka bir şey değilmiş. İstediğim için çalışıyormuş gibi gözükse de aslında mecbur olduğum için çalışıyorum. Çünkü ihtiyaçlarımın arzularımın hayallerimin sonu gelmiyor hep daha fazlasını istiyorum. Gerçekten neye ihtiyacımızın olduğuna, düşünmemize izin verilmiyor, otomatiğe bağlanmış birçok şey. Kuzu gibi çoğunluk ne yapıyor ne dinliyor, nereye gidiyor, nasıl zaman geçiriyor, sürüleşmişiz biz de aynını yapıyoruz. Gökyüzünde kanat çırparken bir yandan da bu düşünceler geçiyor aklımdan. Uçarken hiç acemilik çekmiyorum sanki yıllardır kartal mışım gibi hissediyorum çok ama çok mutluyum. İnsanken yapmayı çok istediğim ama bir türlü yapamadığım şeyleri yapmak için kanatlarımı çırpmaya başladım. ilk önce soluğu ABD Kongre kütüphanesinde aldım 1800 yılında kurulan kütüphane 164 milyon esere ev sahipliği yapıyor. Mimari yapasıyla, yüksek duvarlarıyla, görkemiyle saraylara benziyor. Kütüphaneden çıkıp her zaman duyduğum ama bir türlü gidemediğim Afrika’ya doğru uçtum. Afrika’da gördüğüm hayat şartları çok ilkeldi, medeniyet fukarası
Kar Lalesi Kar lalesi bir tek kendi toprağında yaşarmış toprağından koparıldığında güzelliğini tazeliğini yitirirmiş. İstediği kadar ihtiyacı olan toprak su güneş verilsin ama kendi toprağındaki gibi güzel yapraklara sahip olamazmış. Ana da evladının toprağıdır. Anadan koparılan yavrular yeşeremez, tam büyüyemez, ruhu yara alır, iyileşmesi çok zor hatta imkânsıza yakın olur, kendini hiçbir zaman tam hissetmez, içinde kimsenin görmediği, görmelerine de izin vermediği koca bir kara delikle yaşar, anasından ayrı düşen ana kuzuları. Gecen gün tesadüfen bir fotoğraf geçti elime. Sardığım zannettiğim, iyileştirdiğim zannettiğim, kabuk bağladıklarını zannettiğim yaralarım bir el dokunuşuyla kanamaya başladı. Ne kadar güzel gülüyorum fotoğrafta hatta kahkaha atıyorum. Ellerimi annemin omuzlarına koymuşum, başıma geleceklerden bir haber. Annem fotoğrafta çok güzel çıkmış ama ciddi bakıyor sanki bizi bırakma kararını vermişte ailecek son bir fotoğraf çektiriyormuş gibi. Abimle beni arkalarına atmışlar, yeni bebeğine sarılmış annem bizden vazgeçmiş. Fotoğrafa baktıkça kırgınlık hissi ağır basıyor, öfke, değersizlik, terk edilmişlik duygusu aklım almıyor bu tatlı, bu masum Dağ Lalelerine nasıl kıyıp topraklarından çekip kopardıklarını? Bu nasıl bir çaresizlik? Nasıl bir vicdan? Bu sorduğum soruların cevabini aslında biliyorum. Bu ayrılık hikayesini annemin ağzından defalarca duydum. Kendince binlerce mantıklı açıklaması da vardı. Ne acılar çektiğini, aslında kısa bir süreliğine bıraktığını ama işlerin planladıkları gibi gitmediğini…… Bunları bilmem hiçbir şeyi değiştirmiyor ki. Ömür boyu vücuda iz bırakan yara gibi ruhum yaralı işte, bir dokunuşta kanıyor, içimdeki sesler hortluyor ve her şey sil baştan oluyor. Saçlarım ne kadar da uzun dokunuyorum fotoğrafa ellerim saçıma
Reklam