Osmanlı çağında Bursa bilginler, şairler, edebiyatçılar şehri idi. Okumak ve yetiştirmek çok güç ve kayırmasızdı. Medreseden mühendis, hekim cerrah yetiştiren Kanuni Süleyman medreselerini İstanbul'u gören yabancılar da öve öve bitiremez. İşte bir İspanyol esirinin tanıklığı: "Ne Atina'da, ne Yunanistan'da ne okul, ne eğitimden esas var... Türklerin pek çok okulları var. Hayvan gibi cahil Rum ve Ermenilerden çok daha bilgilidirler." Süleymaniye tıb medresesi idi. Yakınlarındaki Darüşşifa'nın batıda eşi yoktu. Cevdet Paşa, ki hem sarıklı bilgin, hem tarihçidir, gitgide bu ilim ocaklarının sadece "ismi" kaldığını, ilmin de, dinin de cahiller eline düştüğünü sayfalarca anlatıp durur.
19'uncu asır sonlarında bile, Sarıklı Ali Suavi'nin yazdığına göre, medreselerde hesap, coğrafya gibi dersler yoktu. "llim ve fen kolları cüziyat sayılarak büsbütün bir yana atıldı idi."
Medreselerin yüzde altmışında sarf, nahiv, mantık, akad. Hepsi bu.
Sayfa 123 - Atatürk Ne İdi