hizmet etmez, hizmet edilmesini bekler, erkeğin ona kapı açmasını, iltifat etmesini, pahalı hediyeler almasını bekler, övülmeyi bekler, arkadaş toplantılarında ikisi. nin de bildiği bir hikâyeyi kendi anlatır ve kocasının susmasını ister. Kısacası bu İslam ülkesinde yüzyıllarca ezilmiş hemcinslerinin intikamını tek bir hayatta almak istercesine pusuda bekler. Güzel kadınlarla giriş. tiğim her deneme düş kırıklığıyla bittiği için artık bu genellemeyi rahatça yapıyorum. Melek yüzlü ama şey. tan gönüllü kadınlar görmeye alıştım artık ben, güzel kadın gördüm mü aklıma kötülük gelmesi bundandır. Gökdelenlerin, plazaların, modern işyerlerinin, alışveris merkezlerindeki uluslararası lüks markaların, yabancı isimli lokantaların yüksek topuklu kadınları bunlar. Sıkı içki içen, her cümlenin yarısını Amerikan aksanıyla İngilizce söyleyen, iyi eğitimli, mis gibi kokan kadınlar; bakire olmayı ya da ilk deneyimi kiminle yaptığını zerre kadar umursamayan kadınlar. (Böyle bir sevgili beni terk ederken, ilk erkeğini unutmazsın herhalde dediğimde yüzüme gülmüş, ortaçağda mı yasıyoruz beyefendi, diye alay etmişti. Oysa ben, Çinlilerin "kadın ilk, erkek ise son aşkını unutamaz” sözüyle avutmaya çalışıyordum kendimi. Sanılanın tersine, er-kekler romantizmin kadife yastığına daha çok yaslan-ma gereksinimi içindeler artık.)