Dürüstlüğünden hiç ödün vermeyen Freud, zamanla teorilerinde değişiklikler yaptı, yeni şeyler ekledi, ancak teorilerinin temel noktası olan cinsellik kavramından asla vazgeçmedi.
Hayatımızın ilk üç yılında yaşanan oral, anal ve fallik evreler ya da bunu takip eden Oedipus kompleksi, yetişkinlik döneminde de sorun yaratmaya devam ediyordu.
İnsanın bilinçaltının derinliklerinde seyahat eden Freud en yaratıcı, en heyecan verici çalışmalarını yaparken, kendisinin “bir bilim insanı, gözlemci, deneyci ya da filozof” olmadığını biliyordu. “Ben, mizacım gereği bir kaşiften, bir maceraperestten daha fazlası değilim.” İşte, benim sevdiğim Freud bu!
Freud, antik mitlerden ilham alıyordu ve kendisinden daha önce bilinçaltını keşfettiklerini söylediği Shakespeare ve Dostoyevski gibi yazarları çok seviyordu.