İçlerinden her biri -diye sürdürdü Rus- sırtında yediği tekmelerin ağırlığını taşıyor ve bu tekmeleri savaşın onların egemenliğine verdiği garibanlara aktararak avunma derdinde. Kendilerine yakıştırdıkları adla bu "efendiler" halkı, efendiliği kendi evinin dışında arıyor... Evinin içinde insan vakarı diye bir şey bilmiyor. Bu yüzden dünyaya yayılmayı öylesine şiddetle istiyor, uşakken efendi olabilsin diye.
Sayfa 376 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
"Tanrı dünyayı unutup uyuyakalmış -diye sürdürdü sözü Rus-. Uyanıncaya kadar çok zaman geçecek, o uyurken ejderhanın kulu olan dört atlı yeryüzünün tek efendileri olarak at koşturacaklar."
Sayfa 166 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Ve o dört atlının çılgın koşusu muazzam insan yığınları üzerinden tayfun gibi geçiyordu. Başlarının üstünde gökyüzü morumsu bir günbatımı loşluğuna bürünmekteydi. Dehşet saçan, şekilsiz ejderler bu çılgın koşunun çevresinde iğrenç bir muhafız alayı gibi kanat çırpmaktaydı. Zavallı insanlık korkudan deliye dönmüş, Veba, Savaş, Açlık ve Ecel'in nal seslerini duydukça çil yavrusu gibi kaçışıyordu. Erkekler ve kadınlar, gençler ve yaşlılar itişip kakışıyorlar, yüzlerinde ve hallerinde bin türlü dehşet, şaşkınlık, umutsuzluk ifadesiyle yerlerde sürünüyorlardı.
Sayfa 166 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Cumhuriyet, dostlarım, kusursuz bir şey değildir, yine de Tanrı'nın inayetiyle hüküm süren sorumsuz bir kralın buyruğunda yaşamaktan evladır. En azından sükûnet demektir, hayatı sarsıntıya uğratacak kişisel emellerin olmayışıdır.
Sayfa 147 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Normal zamanlarda bir yıla yayılacak tedirginlik, gerginlik, sinirsel yıpranma yirmi dört saate sığıyordu. Durumu büsbütün ağırlaştıran şey belirsizlikti, korkulan ve hâlâ ufukta belirmeyen olayın beklentisiydi, bir türlü ortaya çıkmayan tehlikenin verdiği yürek sıkışmasıydı.
Sayfa 139 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu