"Sıradan insanlarla aynı problemlere sahipseniz, ağzınız aynı şekilde kokuyorsa ve saçlarınız karman çorman, parmaklarınızda şeytan tırnakları varsa, hiç kimse size tapmak istemez. Sıradan insanların sahip olamadığı her şeye sahip olmak zorundasınız. Onların başarısız olduğu alanlarda, siz sonuna kadar gidebilmelisiniz. İnsanların olmaya korktukları şey olursanız, onların hayranlığını kazanırsınız."
"Gerçek şu ki tekrar tekrar öksüz kalabilirsiniz.
Gerçek şu ki öyle de olacak.
Ve aslında artık hiçbir şey hissetmeyecek hale gelene kadar her seferinde daha az acı çekeceksiniz."
"Sürekli yeni bir şeyler öğrenerek oyalanıyorduk. Hatırlamamız gereken milyonlarca şey vardı.
Tevrat’ın yarısını ezberlemiştik.
Bütün bu öğrendiklerimizin bizi daha akıllı yapacağını sanıyorduk.
Ama bizi aptallaştırmaktan başka bir işe yaramadı.O kadar çok şey öğrenmiştik ki, düşünecek vaktimiz kalmamıştı. Her gün bir yabancının pisliğini temizleyerek geçen bir hayatın nasıl olacağını hiçbirimiz düşünmemiştik. Bütün gün bulaşık yıkamak. Bir yabancının çocuğunu beslemek. Çimleri biçmek. Bütün gün. Evleri boyamak. Her sene. Nevresim takımlarını ütülemek.
Sonsuza kadar.
Bıkıp usanmadan çalışmak.
Testleri geçmek için öylesine bir heyecana kapılmıştık ki, vaftiz gecesinin sonrasında olacaklara hiç kafa patlatmamıştık."
"İster bir lekeyi temizliyor olun, ister bir balığı veya evi, düşünmek istediğiniz şey dünyayı düzeltiyor olduğunuzdur ama aslında yaptığınız, işlerin kötüleşmesine izin vermekten başka bir şey değildir. Daha çok ve daha hızlı çalışırsam bu kargaşaya bir son verebilirim diye düşünürsünüz; ama beş yıllık ömrü olan bir ampulü değiştirirken, ölmeden önce belki de en fazla on kere daha bu ampulü değiştirme şansınız olacağını farkedersiniz.
Zaman akıp gidiyor. Eskisi kadar enerjik de değilsiniz. Ağırlaşmaya başladınız.
Teslim olmaya başladınız."
"Dünyada olup biten her şeye Tanrı karar veriyordu. Hayat tamamlanması gereken bir görevdi. Önemli olan faydalı bir şeyler yapmaktı ve her türlü sevinç ve gözyaşı insana ayak bağı olmaktan başka bir işe yaramazdı. Duygular ahlâkî yozlaşmanın işaretiydi. Hayattan bir şeyler beklemek ve pişmanlık duymak gereksiz ve aptalca lükslerdi."