çıkıp Yürümüştünüz
Beyoğlu’nda, oraların delikanlısı sizmişçesine
içinize isyan ile yerdeğiştiren
bir kabulleniş sızmışçasına
ve ilk gördüğünüz mor dönmenin
koynunda Artık Sevmeyeceğim'i dinlermişçesine
titreyen teninizi kavuran birkaç da sevda sözcüğü
ah çarpıtığı yerde dağılan kristal bir aşkın sözlüğü
sabahlara karşı uzandığınız yatakta şimdi
gömüp başınızı yastığa düşündüğünüz isim
sizin adınıza yanlış bir “Sonat” seçilmiştir
ah ulan tanrı! sensin bu isyanın nedeni!
sen davranıp sökmeden yerinden
bak ne diyorum, sen davranıp sökmeden yerinden
ben koparıp kendim fırlatıyorum sana taş yerine
yeryüzünden
bu lüzumsuz kellemi!