Ana rahmine ek bir boyut getirdiyse o da mutlak sahiplenmeydi. Rahim, ceninsiz de yaşardı ama sülale asla! Bir kurgu bilim karakteri gibi meşum ve sevecen, bir o kadar da yapışkan, bağlayıcı. Her şeye rağmen terk edilmeye karşı bir de önlem aldı Sülale narsisizmi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Koyu karanlıkları oğlu ile geçerdi baba. Dört kız; dört bela. Oğul gökte yıldız, yerde mücevher, tarlada saban, hükümette kâtip, kavgada silah, yaşlılıkta para, gençlikte teba!
Ne ölüm vardı, ne ölümsüzlük. Gün geceden ayrılmamıştı henüz. Soluksuz soluk alıyordu: Tek. Yalnız o vardı. Karanlıklar karanlıkları kucaklıyordu.
Henüz ne varlık vardı, ne yokluk. Ne gök kubbe vardı, ne yeryüzü. Neydi o kıpırdayan? Nerede kıpırdıyordu? Deniz var mıydı?