İçim sıkılıyor,ruhum mengenelerde.Sana ulaşmak istiyorum yolu biliyorum açık olduğunu da biliyorum o yolların.Sanma ki sevmediğimdendir ey sevgili,sanma ki âşkımızın tohumunu atmaya korktuğumdandır.Ayaklarım getirir beni sana bilirim.Yol kalbimin izlerini,kapanmak bilmeyen yaralarını giyotin ile öldürüp acımın, hüznümün nirvanalarında yaşatacak olsa da tek bir saniye bile düşünmem,ey sevgili.Bunlar sana olan âşkımdandır,sevgimdendir.Kendim olmaktan delirircesine çıkıp o tırnak ile et kadar birbirine sıkı kenetlenmiş kader bağını koparamadığımdandır.Sana gelmek istiyorum ey sevgili, defalarca acımasızca aldığım darbelerin verdiği eşsiz acı ile birlikte gönlüne boy boy duvarlar ören, kırılmak nedir bilmeyen kilitler takan kalbim senin âşkını yaşamak umuduyla özgürlüğü için kafesten çıkmak isteyen çırpınan;her tarafı yara,hırçın bi' kuş gibi yaralarını yara ile saracak olsa bile...Ben o kuşsam o kuşu kafes içine almış sahipsin.Ey sevgili,sevgine düşmüş bu garibi özgür bırak çünkü âşkının esiri olmak kafîdir,artar bile.Bugünlerde çok düşünüyorum bende kötü,acımasız bir insan olarak kalan seni lakin acımasız olduğunu hatırlayamıyorum bazen.Öyle çoktur ki bende iyi olarak kalan,yaralarımı çiçek açtıran, kalbime huşû,gönlüme ferahlık veren sen.Öyle güzelsin ki benim için yegâne kuşkusuz tek âşksın,yağmurda beliren gökkuşağısın bazen de kışın güneşine aldanıp kalbimi de kendim gibi sıkı sıkı giydirmeyip dışarı çıktığımda yüzüme vuran kuru soğuk gibisin.Seni bilememektir belki de aşk.Sen olduğun için senden gelen olduğu içindir kabullenişim ve yine sen olduğun için senden gelen olduğu içindir kabullenemeyeşim.Bende eksik olan sen ile yaşadığımız âşkı besleyip büyüten en büyük damarın "kin" adını taşıdığını bilseydik,ah keşke bilseydik...