Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınız anda ruhunuzun bir parçası içeride kalır. Bazılarıysa o ruhu orada parçalayıp, parçalarını yeniden dizerek sizi bambaşka bir insan olarak bırakır. İşte bu ikinci türden olan bir eserle karşı karşıyayız. Serinin ikinci kitabı, ilkine göre yalnızca daha karanlık ve daha tehlikeli değil, aynı zamanda çok daha içsel, çok daha acımasız ve çok daha samimi.
Gizliman, artık yalnızca coğrafi bir mekân değil. Karakterlerin geçmişiyle, korkularıyla, tutkularıyla, sadakatleriyle yüzleştikleri bir yer. Burada yaşamak bir bedel; ama hayatta kalmak, daha da derin ve korkutucu bir ödeme gerektiriyor. Bu kitapta kahramanlarımız sadece rakiplerini değil, kendi içlerindeki canavarları da yenmek zorundalar.
Sayfalarca kurgu yazmak kolaydır ama sayfaların arasına kan, ter ve gözyaşı sızdırmak daha zor bir iştir. Yazar karakterleri yalnızca sevdirmiyor; bizi onlarla yaşatiyor. Yazım dili, diyalogların derinliği, karakter gelişimlerinin organikliği ve duygusal geçişlerdeki ustalık, yazarın ne kadar rafine bir kalem olduğunu bir kez daha gösterdi. Açıkçası yerli yazarlarımızda modern fantastiklerde böyle usta kalemler görmek beni çok ama çok mutlu ediyor.
Üçüncü kitap hemen, derhal, vakit kaybetmeden üzerimize fırlatılmalı. Zira kalbimiz daha fazla belirsizlik kaldıramayacak dkcnkdnxkd