Çocuklar ve yaşlılar, kapağı her an açık duran birer öykü hazinesi sandığı gibidir. Böyle düşünmemin nedenini uzun süre sonra bulabildim. Çünkü ikisi de eğitim sisteminden uzaktadır. Çocuğun zaten hiç haberi yoktur, içindeki yaratıcı ölmemiş, hayalleri düzen labirentine girmemiştir. Yaşlılar da belli bir zamandan sonra çocuklaşmış, kendilerine çizilen çerçeveden çıkmıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendimle başa çıkabilmek için, yazının sihirli bir lunaparka benzeyen çekici dünyasıyla her an iç içe olmalıydım. Hep yazar olmayı istemiş bir insan bütün harflerin döndüğü bir atlıkarıncadan başka ne düşler? Ne yazık ki geçen yıllar bana, bu iki ayrı dünyanın içinde olmanın daha çok çarpışan arabalara binmeye benzediğini öğretti. Siz sakin sakin dolaşmak istersiniz de birileri gelip kahkahalar atarak size çarpıyordur. Çok sarsıldım, çok sinirlendim ama inanın, ben kimseye çarpmadım.
Şanlıurfa artık sensiz. Adana, Diyarbakır sensiz. Gittiğimiz gitmediğimiz bütün şehirler. Uzak, yakın bütün coğrafyalar. Dünya. Ay. Güneş.
Gümüşlük gecelerinde kaydırdığımız, kaydıramadığımilız bütün yıldızlar.
Çantanda büyük patlamayı bekleyen karmakarışık evren.
Ben.
Aşkımı böyle yüksek sesle söylemeseydim evdeki kitapların yüzüne bakamazdım artık. Kitapları sevdiğim kadar seviyorum, kitaplardan damıttıklarımla seviyorum.