Oysa bilmiyor insan bilmiyor.
Gittiği her yere kendini de götürüyor.
Küflenmiş duvarlardan, öbek öbek olmuş tozlardan, eskimiş anlardan kaçtığını sansa da kendinden kaçamıyor.
Belki bu kadardır, bu kadar yeterlidir.
Hep beklediğimiz o gün, hiç gelmeyecektir.
Hep beklediğimiz o an, hiçbir olasılıkta mevcut değildir.
Peki ardında büyük cevaplar, yüce amaçlar, parlayan ödüller yoktur.
Sadece bu kadardır ve bu kadarı yeterlidir.