Balıklar insanlara çoğumuzun zannettiğinden daha çok benziyordu.
Balıklar da depresyona giriyordu. Zebra balıklarına testler uygulanmıştı. Bir akvaryum alıp gazlı kalemle tam ortasına yatay bir çizgi çekmişlerdi. Depresyonda olan balıklar çizginin altında kalmıştı. Ama aynı balıklara Prozac verildiğinde, hepsi de çizginin üstüne, suyun yüzeyine kadar çıkmış, yeni doğmuş gibi oraya buraya yüzmüşlerdi.
Balıklar uyaranlardan yoksun kaldıklarında depresyona giriyorlardı. Her şeyden yoksun kaldıklarında. Hiçbir şeye benzemeyen bir akvaryumun içinde kapalı kaldıklarında.
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
- Bizi yaratan şey baskıdır ama. İlk başta kömürsündür, basınç sayesinde elmas olursun.
Nora, Neil'in elmas hakkında ki bu yanlışını düzeltmedi. Kömürün de, elmasın da karbon olduğunu ama kömürün hiçbir basınç altında elmasa dönüşemeyecek kadar katışıklı bir karbon olduğunu söylemedi. Bilimsel olarak kömürseniz kömür kalırdınız. Belki dr hayattan alınması gereken esas ders buydu.