Yorgun değilim, biraz yalnızım, biraz da üzgün. Çokça uykulu, çokça da uykusuz. Tamamen bir düşünce bulutuyum, biri bir iğneyle yaklaşsa yok olup gidebilecek kadar, düşüncelerle doluyum. Kendi içime çekildikçe, dışarıya zaman ayıramayacak kadar meşgul, aslında işe yaramaz bir insanım. Oldukça kasfetli, bir o kadar da bom boş duygulara sahibim. Yaptığım şeylerden hoşnut olmam, söylediğim her sözden çoğu kez pişman olurum. Bu yüzden konuşmaktan yana da değilim, ya yazarım ya da çizerim. Başım hep ağrır benim, ellerim hep titrer. Tek dostum vardır, o da yudum yudum içtiğim kahvelerdir. Her şey basittir aslında benim hayatımda, ya vardır ya da yoktur. Olmaları için kimseyi, hiçbir şeyi zorlamam, kaybedeceğim bir savaşa hiçbir zaman girmem. Kapıyı aralık bırakmam mesela, benim hayatımda herkese yer yoktur. Gitmek isteyene dur demem, gelmek isteyene de gelme diyemem ama kapının anahtarı hep benim elimdedir. Olaylara da kendi tarafımdan bakmam, bu yüzden pişman olurum söylediğim çoğu şeye, hep karşıyı düşünür yorum yaparım. Kimseden de böyle olmasını beklemem, kendimi böyle özel hissederim. Yazdığım her yazının, çizdiğim her resmin özel olduğunu, benim olduğu için düşünürüm. Başkasından, onay beklemem. Kendim için yaşamaya çalışırım çoğu şeyi, kimseyi kendim için kırmak istemem, kendi içimde 'hesaplaşamam bu yükle' diyerek yaşarım. Saatlerce kendimle konuşur, yine de kimseye bir şey anlatamam, beni benden çok kimse anlayamaz diye. Hayatımı da bu yüzden kalabalıklaştırmam, kimseyi kendimden çok anlamak zorunda kalmayayım diye. Öylece yaşarım hayatımı, kimseden aferin beklemeden, elimden tutulmasını istemeden, köstek olmasından korkmadan, kendi yolumda gideceğimi bilerek yaşarım. Köstek olan kişi de yolumun bir parçasıdır, aferin diyen kişi de. Anlam yüklemem, haddim olmadığını