Garip tanrı Dionysos, Demeter gibi, acı çeken bir ölümsüzdü; acısı, başkasından ötürü değildi, doğrudan doğruya kendinden gelmekteydi. Asma, meyve veren öteki ağaçlara, bitkilere benzemez; hepsinden çok budanır. Kışın yapraksız, çıplak, eğri büğrüdür... Asma Dionysos, soğukların gelişiyle Persephone gibi ölürdü; ama çok daha korkunç bir ölümdü bu; bazı öykülere gore Titanların, bazı öykülere göre de Hera'nın buyruğuyla, paramparça edilirdi. Aylar geçer, yeniden canlanırdı Dionysos; sonra aylar geçer, yeniden ölürdü. Tiyatrosunda, onun yeniden hayata dönüşünü kutlarlarken, her yıl durmadan öldüğünü unutmazlar, o yüzden tragedyalar oynarlardı. Şarap tanrısı, acı çekmenin çok ötesindeydi; "trajik" bir tanrıydı.
Demeter'e adanılan bayram, başak zamanında yapılırdı. Önceleri, tören son derece basitti: Yeni buğdaydan pişirilen ilk ekmek bölünerek, tanrıya dualar edilerek yenirdi. Bu gösterişsiz tören, sonraları esrarlı bir tapınma haline gelmiştir. Büyük bayram beş yılda bir Eylül ayında gelir, dokuz gün sürerdi. O kutsal günlerde bütün işler bırakılır, şarkılar söylenir, oyunlar oynanırdı. Birçok yazar, o şenlikleri anlatmıştır; ama tapınakta yapılan asıl tören hakkında hiç bilgimiz yoktur, çünkü törene katılanlar kimseye bir şey anlatmamak için yemin ederlerdi.
Büyük tapınak, Athenai yakınlarındaki küçük bir şehir olan Eleusis'teydi. Orada yapılan törenler, Yunan dünyasında oldugu kadar Latin diinyasında da saygıyla anılmıştır. İsa'dan önceki yüzyılda Cicero şöyle yazmışltır: "Bu esrarlı törenlerden yüce bir şey yoktur. Davranışlarımızı güzelleştirmiş, geleneklerimizi yumuşatmıştır onlar; yabanlıktan gerçek insanlığa geçmemizi sağlamıştır. Bize, yalnız mutluluk içinde yaşamayı degil, iyi bir umutla ölmeyi de ögretmiştir."
Asma, meyve veren öteki ağaçlara benzemez, hepsinden çok budanır. Kışın yapraksız, çıplak, eğri büğrüdür. Asma Dionysos, soğukların gelişiyle Persephone gibi ölürdü; ama çok daha korkunç bir ölümdü bu…
Mitolojiyle ilgilenenler için başlangıç olarak tercih edilebilir bir kitap... Zaman zaman detaylara yer verilen soru-cevaplarla, Yunan ve Roma mitolojileriyle alakalı güzel bilgiler öğrenilebilir. Yabancı isimlerin çokluğu ve zor okunması bazen yorucu olsa da, güzel bir ilk adım kitabı...
Yunanlar evreni tanrıların yarattığına inanmazlardı. Onlara göre evren, tanrıları yaratmıştı. Tanrılardan önce yer ile gök vardı: Titanlar onların çocukları, tanrılar da torunlarıydı.
Çağdaş mitolog ya anlayışına göre, gerçek bir mythos’un dinle doğrudan doğruya hiç ilgisi olamaz, asıl ilgisi doğayla kurulmuştur. İnsanların, hayvanların, ağaçların, çiçeklerin, güneşin, Ay’ın, yıldızların, fırtınaların, depremlerin nasıl olduğunu anlatır o öyküler.