Doğrusu istenirse Türkler boğazlarına sarılmadıkça 600 yıllık bir kulluk tavrından bugüne kadar da uzaklaşmamışlardır. Bizim gibi ülkelerde demokrasinin gelişmemesi, cehalete oturan bir kulluk geleneğinin sonucudur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Virüsler vücudun dışında saatlerce, hatta günlerce aktif halde kalabilir. Alkol içeren dezenfektanlar, sıvılar, ıslak mendiller, jeller ve kremler virüslerden kurtulmakta yararlı olsalar dahi hiçbiri sabun kadar etkili değildir.
Peki büyükannenizden miras kalan sabunu bu kadar etkili kılan nedir? Sabunun etkili olmasının en kısa açıklaması, virüsün kendi kendine bir araya gelen nanoparçacıklardan oluşması ve halkanın en zayıf noktasının lipit(yağ) olmasıdır. Sabun, bu yağ membranını eritince, virüs iskambil kağıtlarından yapılan kule gibi çöker ve etkisiz hale gelir. Başka bir deyişle hareket kabiliyetini kaybeder.
Salgının boyutunun artması, ekonomik çöküntü ve geniş işsizler ordusu yaratacağı için, önemli siyasi sonuçları olacaktır. Kim bilir, Marks'ın proletaryasının kapitalizme yapamadığını, belki bu küçük patojenler yapacaktır.
50 yıldır süren mücadele deneyimi şunu gösterdi: Evrimin mantığını ve onun motoru sayılan doğal seleksiyon mekanizmasını kavramadan patojenlere karşı verilecek uğraş yetersiz kalır.
HIV'e karşı mücadelede Azidotimidin adlı ilaçla önceleri belli bir başarı sağlandı, ama 6 ay içinde virüsün bu ilaca karşı direnç sağlayacak şekilde evrimleşmesi hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu direnç 6 ay içinde ürkütücü hızda gerçekleşmişti.
HIV örneği aynı zamanda evrim kuramının canı tanığıdır. HIV sayesinde evrim laboratuvarda canlı olarak izlenebilir hale gelmiştir. Bu bağlamda evrim, bir kuramdan daha fazlası, bir olgudur.