Bölüm 1: Köpük Meselesi
Sabah saat 08:32.
Şehir henüz uyanmamış… ama Barista Cem uyanmıştı. Çünkü bu sıradan bir sabah değildi.
Kapı sertçe açıldı. İçeri, siyah güneş gözlüğüyle biri girdi.
Adı: Latte Lale.
Cem içinden geçirdi:
“Yine başladı…”
Lale tezgâha yaklaştı. Gözlüğünü yavaşça çıkardı.
Ve o cümleyi söyledi:
— “Köpüksüz latte istiyorum.”
Kafede bir sessizlik oldu. Arkada tost yapan çırağın spatulası bile yere düştü.
Cem kaşını kaldırdı:
— “Latte… köpüksüz mü?”
Lale eğildi, fısıldadı:
— “Evet. Ve süt… badem olacak. Ama badem tadı olmayacak.”
Cem’in sol gözü seğirdi.
Tam o sırada kapı tekrar açıldı.
İçeri, omzunda espresso makinesi taşıyan biri girdi:
Türk Kahvesi Tarikatı’nın lideri: Köpük Baba.
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?