Sarı Çiçek' in öyküsünde ilk kokulu gülün ortaya çıkışı, insanın yaratılışını anımsatmıştı Mathias'a. Kutsal kitaplarda, ilk insanın, Tanrı'nın toprağa kendi ruhunu üflemesiyle yaratıldığından bahsediyordu. İlk önce Cennet' e, ebedi hayat sahibi olarak yaşadığından ama sonra dünyaya gönderilerek ölümlü olduğundan bahsediliyordu. Tıpkı, Sultan' ın kokusunun toprağa serpilmesiyle yetiştirilen ilk gülün önce saray bahçesinde ekili olması, hayat iksiriyle sulanması ama sonra Sultan'ın emriyle saray dışına ekilerek ölümlü olması gibi. O halde, Tanrı'nın ruhunu, kokusunu, yeryüzüne taşımak için mi dünyaya gönderildik, diye sordu Mathias. Eğer öyleyse... İçimizde çok değerli, eşsiz bir koku var, Tanrı'nın ruhu var ve varoluş amacımız o kokunun yeryüzünün her köşesine taşınması, koklanması, sevilmesi...