Adı:
Kayıp Gül
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
205
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Kanada’dan Japonya’ya, Brezilya’dan Endonezya’ya yüzbinlerce okurun gönlünde taht kuran KAYIP GÜL genç Türk romancı Serdar Özkan’ın ilk romanı.

Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupéry'nin Küçük Prens'i, Richard Bach'ın Martı'sı ve Paulo Coelho'nun Simyacı'sına denk tutulan Kayıp Gül, bugüne kadar 29 dile çevrildi, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yeraldı.
Kayıp Gül'ün kahramanı Diana'nın peşine takılan okur, başta Türk kültürüne olmak üzere, Yunan mitolojisinden Yunus Emre'ye; William Blake'ten Sokrates'e; doğu mistisizminden Küçük Prens'e; Meryem Ana'dan Nasrettin Hoca'ya; modern yaşantıdan metafiziğe; gerçek dünyadan güllerin ve düşlerin dünyasına gizemli bir yolculuğa çıkıyor.

“Çağdas bir fabl, derin ve bilgece - St. Exupéry'nin başyapıtı Küçük Prens'in tadında.” DPA - ALMANYA

“Muhteşem bir öykü. Bu romanın yaptığı muhteşem. Denilebilir ki, bu romanın bizi birleştirmeye gücü var.” TVA Televizyonu - KANADA

“Türklerin Küçük Prens’i tüm dünyayı büyülüyor.” Helsinki Sanomat - FİNLANDİYA

“Gerçek mutluluğu aramak üzerine ilham verici harikulade bir öykü.” Magazin 2000plus – ALMANYA

“Büyük bir global başarı. Simyacı, Küçük Prens ve Martı'yı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.” Air Beletrina - SLOVENYA

“Kayıp Gül Doğu ile Batı arasında bir köprü.” Vijesti - SIRBİSTAN ve KARADAĞ

“Kayıp Gül hayatımda okuduğum en güzel öykülerden biri. Kitabı bitirdiğiniz zaman, kendinizi bir hediye almış gibi hissediyorsunuz. Ben öyle hissettim.” Christine Michaud, TVA Televizyonu - KANADA

"Çok başarılı, masalsı bir roman." Prof. Talât Sait Halman - Bilkent Üni. Edebiyat Fakültesi Dekanı

"Serdar Özkan genç ve yetenekli bir romancı, onun adını önümüzdeki yıllarda sık sık duyacağınıza sizi temin edebilirim." İskender Pala – Kasım 2003
Yazarımız ortaokul ve liseyi Robert Kolejinde okumuş. Sonrasında lisans eğitimi için basmış Amerika’ya gitmiş orada da İşletme falan okumuş… Anlayacağınız ailesi, yazarımızın eğitimi için baya bir para saçmış. Haliyle biz fakirler bilmeyiz ama muhtemelen para çok olunca bizim oğlanı birde meslek sahibi falan yapalım demişler. Üstelik oğlanın yazım konusunda hiçbir yeteneği olmamasına karşın onu, yazar olabileceğine inandırmışlar ve yazarlığa yönlendirmişler. Sanırsın ki çocuk liseyi bitirdi sınavdan güzel bir puan aldı ve uygun bir meslek arıyorlar… Yahu yazarlık böyle itelemeyle olacak iş mi? Ulan Martin Eden’i de mi okumadın. - Neyse yarım kalmasın ünlü yazarımızın hayatı! – İşte bu geleceğin yazarı olacak arkadaş, 2002 yılından 2010 yılına kadar tüm zamanını roman yazarlığına adamış. Ayırır tabi! Bende olsam aynını yapardım ne de olsa para kazanma derdi yok. Bu dert olmadığı gibi sağda solda ciğeri beş para etmeyecek insanlardan iş isteme gibi sorunları ise hiç yok. Gel zaman git zaman yazarımız için en nihayetinde hayalini gerçekleştirme fırsatı doğmuş ve yazarımız, bu güzide kitabını 2010 yılında yayımlamış. Kayıp Gül! Kitap yayımlanmış ve zaten aileden torpilli yazarımıza ciddi de bir para kazandırmış. Sonrasında 36 dile çevrilmiş ve 40’ı aşkın ülkede de satışa sunulmuş… 36 dile çevrilecek kadar iyi bir kitap mı? Bilmiyorum belki iyidir belki de ben anlayamadım olabilir yani ancak parası olan bir yazar için kitabının 36 dile çevrilmesi zannediyorum ki hiçte zor olmasa gerek…

Sistem öyle bir sistem ki zengin daha çok zengin olurken, fakir daha çok fakir oluyor. Gene nerden geldik şu sisteme. Eskiden sadece futbol sistemlerini bilirdim. Şimdiki sistemler canımı sıkıyor. Geçenlerde arkadaşımın sistemle alakalı verdiği bir örnek çok daha canımı sıktı. Paylaşayım efendim. “Eğer ki bir vatandaş bankadan 1000 TL çekerse ödeyeceği faiz 100 liradır. Şimdi bu para üzerinden farklı bir örnek ile durumu tekrardan ele alalım. 1000 lirası olan bir vatandaş, ben bu parayı değerlendireceğim deyip gider bankaya yatırırsa faiziyle alacağı para ise 100 liradır.” Zaten durumu siz anladınız da ben söylemeden edemeyeceğim. Paraya ihtiyacı olan adamın cebindeki 100 lira paraya ihtiyacı olmayan adamın cebine gidiverdi. Valla bunu niye anlattım bende bilmiyorum ama aklıma imkânı olmayan yetenekli yazarlar geliyor… Canım sıkılıyor gene.

Kitabın dili sade falan değil efendim. Dili gayet boş. Dili sade ve akıcı demeyi isterdim ancak içerikte basit cümleler olmasına rağmen okurken göze takılan iyi seçilmemiş kelimeler ve iyi aktarılamamış konuşmalarla dolu. Yazım, sosyal medya üzerinden birine bir şeyler yazarsın da akıcılığına, cümlenin yapısına dikkat etmezsin ya aynen o biçim.

Karakterler yabancı, ülke yabancı hoş olayın birazı da Türkiye de geçiyor ama olsun bu durum, bir şeyi değiştirmez; inanılmaz bir kültür çatışması var. Yahu madem yabancı karakterlerin kültürlerini, yaşam biçimlerini, konuşmalarını yansıtamayacaksın neden işin içine Diaina, Mary, Amerika falan katıyorsun…

Çok merak ediyorum, 40 farklı ülkede okunan bu kitap, bizim edebiyatımız için ne düşündürdü insanlara. Reşat Nuri’nin naifliği, Sabahattin Ali’nin romantizmi, Yaşar Kemal’in Anadolu’su çevrilse muhtemelen yüzlerine bakılmayacak. Çok yazık, para her şeye kadir olmamalı.

Tavsiye etmiyorum.
Normalde kitaplara inceleme eklemeyi sevmiyorum ama bu kitap gereğinden fazla abartılmış, olumsuz eleştiri yapmazsam içim rahat etmezdi. İlk olarak kesinlikle bir solukta filan okumadım, kitap yavaş ilerlemiyor ama gene de benim elimde 1 hafta süründü. Bana kattığı pek bir şeyde olmadı. Neden okudum? Arkadaşım güzel dedi, merak ettim, sonra da yarım bırakmak istemediğim için bitirmek zorunda kaldım. Kesinlikle Küçük Prens tadında filan değil, hoş, Küçük Prens in de abartıldığını düşünüyorum ama en azından bu kitap gibi çakma değil. Kitabı arkadaşıma verirken "Güzeldi, teşekkürler" demek zorunda kaldım hevesi kırılmasın diye ama ikinci kitabını almak isteyip istemediğimi sorunca "Elimde şimdi çok kitap var, ona sıra gelmez." demekle yetindim. Gene de boş zamanınız da okuyabilirsiniz. Ama beklentinizi pek yüksek tutmayın.
İnsan önce kendini bulmalı. Kitabı bitirdiğimde oturdum ve "Nerdeyim ben, napıyorum, yaşamak istediğim hayat bu mu, annem daha doğrusu ailemin istediği gibi bir evlat mıyım..." diye sorguya çektim. Değişik tarzda ele alınmış güzel bir eser. Tavsiye ederim. Kendinizi sorguya çekmek için en azından..
Bir kızın yıllar sonra ikizi olduğunu öğrenmesi ve bu yolda başından geçenleri anlatıyor kitap. Diana arkadaşları ona tanrıça diyorlar annesinin değerini anlamayan öldüğü zaman anlayan bir kız. Bu esnada bir mektup bulur annesinin yazmış olduğu kısa kısa mektuplardır. Diana ne babasını tanımıştır ne de ikiz kardeşi olduğunu bilir. Bir anda yıkılır. Annesinden nefret eder ama sonra karşılaştığı bir falcı ve ressam hayatını değeştirir...

Diana'nın ikizi Mary'i küçük prens aşığı. Kitapta küçük prens çok met edilmiş dostlar. Bence okunması gereken yegane kitpalardan diye düşünüyorum. Güllerle konuşmayı onları anlamayı öğreniyorsunuz. Komik geliyor değil mi ama öyle ve şaşırılacak daha bir çok konu bu kitapta. Okuyun pişman olmazsınız diyebilirim.
Kitaba başlarken gayet normal bir romana başlarmış gibi olacaksınız. Başında; Artemis, Meryem Ana Kilisesi, Yunan mitolojosinden bahsederek gayet ilgi çekmeyi başarıyor. Sayfaları geçtikçe bir sonraki sayfayı daha çok merak ederek çeviriceksiniz. Sayfaları geçtikçe, kendinizi Diana'nın yerine koyacak, farklı hayallere, güllere farklı gözle bakmaya başlıyacaksınız. Bir yandan da olağanüstü bir anneyle tanışacaksınız. Roman son 20 sayfada bambaşka bir hayal dünyasına bürünüyor. İçiniz gidip gelerek, ara sıra istemsiz, karşınızdakine ahmakça gelecek şekilde sırıtıyorsunuz. :) Mutlaka okumalısınız... Kitap aşkınız çoğalsın... :)
Sevgili https://1000kitap.com/meneksezamani Kitap kardeşliği etkinliğinde bu kitabı okumama sebep olduğunuz için çok teşekkür ederim.

Bir kendini keşfetme hikayesi, masalsı yazımı ile aldığı tüm övgüleri hak ediyor...

Düşünmenize; içinizde ki iyi ve kötü yönleri keşfetmeniz açısından yazılmış dünyaca ünlü bir çok esere göre daha kolay anlaşılır bir eser olması sebebiyle keyifle okunacak bir kitap...

Bir annenin ölümünden sonra bile kızına yol gösterici nitelikte bıraktığı anıları ve onun kendini keşfetmesine yarayacak hatıraları ile kendi iç dünyasındaki kibir, gurur, gibi kavramların ne kadar da gereksiz olduğunu öğrenecek olan Diana...

İnsanın kendi içinde taşıdığı ego ve ruhun iç içe geçmesinde hangisinin daha kıymetli olduğunu anlatan kitap, emin olun kendinizi tekrar sorgulamanıza sebep olacak...
Kitap hakkındaki düşünceme karar veremedim. Akan bir kitap olmasına rağmen başı ve sonunu tam birleştirememiş yazarımız... Başlarken size kitabın son sayfasını yazıyor kitabın sonuna geldiğinizde fark ediyorsunuz. Kitabın ortası güzel sürükleyici tarzda ana karakterin ego ve beğenilme takıntısından kurtulmasını sağlıyor ve tabi okuyanada yön gösteriyor fakat son 30 sayfada olayların hiç 2.bölümde olduğu gbi olmadığı ortaya çıktıktan sonra sonu çok havada kalan bir kitaptı benim için. Okumanızı tavsiye eder miyim? Elinizde daha iyi bir seçenek yoksa olabilir. Kitap çok sıkmayan ama okuyanada bişey katmayan türden. keyifliK okumalar...
Bu kitapla karsilasmam bir mucizeydi ama okur okumaz muczem oldu hayata biraz oksun bakis acimi degstirdi .Okurken sayfalarin ne ara bitigini fark edemesdim en ii best book
bir kitap ne kadar boş olabilirse o kadar boş, ne kadar basit olabilir ise o kadar basit bir kitap. yazar aklınca gülleri konuşturmuş ama nasıl konuşturmak (: ancak bu kadar vakit kaybı yaşatırdı bir kitap. tek tesellimin kitabın benim olmaması kuzenimden almış olmam. eğer almadıysanız almayın alandan ödünç isteyin zaten ne demek istediğimi anlayacaksınız. ki sonu ayrı bir saçma idi. Nasrettin hocanın kazanının doğurduğunu bir de konuştuğunu düşünün (: kitabın bir çok dilde çevrilmiş olması da ayrı hüsran..
Güller üzerinden verilen o ince mesajlar ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi. Insanların artık yapay ve kokusuz güllerden hoşlandığına değinilmiş. İnsan artık gerçeği sahte diye algılıyor, yani artık bizim gerçeklerimiz yanlış ve sahte olmuş. Romanın kahramanı kendisini bulmaya çalışıyor. Değişik bir arayış söz konusu...
Kitap beklentimi karşılamadı hatta hayal kırıklığına uğradım desem yanlış olmaz. Arka kapakta yazan
"29 dilde 40 farklı ülkede okundu" ibaresi ve
"Türklerin küçük prens'i dünyayı büyülüyor." Yorumu çok ilgimi çektiği için okumuştum ama bu yorumu yapan okur küçük prensle bu kitabı aynı kefeye nasıl koydu, ayık kafayla mı yaptı yorumunu bilmiyorum kitabın arka kapağında yazan bu ifadeler beklentimi yükseltmiş olmasaydı daha çok beğenebilirdim.
Kitaba ilk başlarda önyargılı başladım. Biraz sacma gelmişti anlatılanlar ama okudukça önyargılı yaklaşımımdan uzaklaştım. Farklı bir kitaptı. Kitabın sonu güzel bağlanmıştı. :))
Bir dağ hayal et zirvesindeki manzara çok güzel. Orada olmayı çok istiyorsun, ama zirveyi kendinden çok uzakta gördüğün için ümitsizliğe kapılıyorsun Oraya nasıl olsa varamam deyip vazgeçiyorsun
Oysa, zirveye varanların adımları seninkilerden daha büyük değildi. Ama onlar, o küçük adımları birbiri ardınca atmayı sürdürmüş kimselerdi. İmkânsızı gerçekleştiren mucizeler değil, sürekliliktir. Suya sarp kayaları deldiren de budur. Yirmi birinci yüzyıl insanına gülleri duyuran da
Bir dağ hayal et zirvesindeki manzara çok güzel.Orada olmayı çok istiyorsun,ama zirveyi kendinden çok uzakta gördüğün için ümitsizliğe kapılıyorsun.Oraya nasıl olsa varamam deyip vazgeçiyorsun.
Oysa,zirveye varanların adımları seninkilerden daha büyük değildi.Ama onlar,o küçük adımları birbiri ardınca atmayı sürdürmüş kimselerdi.
İmkânsızı gerçekleştiren mucizeler değil, sürekliliktir.Suya sarp kayaları deldiren de budur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kayıp Gül
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
205
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Kanada’dan Japonya’ya, Brezilya’dan Endonezya’ya yüzbinlerce okurun gönlünde taht kuran KAYIP GÜL genç Türk romancı Serdar Özkan’ın ilk romanı.

Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupéry'nin Küçük Prens'i, Richard Bach'ın Martı'sı ve Paulo Coelho'nun Simyacı'sına denk tutulan Kayıp Gül, bugüne kadar 29 dile çevrildi, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yeraldı.
Kayıp Gül'ün kahramanı Diana'nın peşine takılan okur, başta Türk kültürüne olmak üzere, Yunan mitolojisinden Yunus Emre'ye; William Blake'ten Sokrates'e; doğu mistisizminden Küçük Prens'e; Meryem Ana'dan Nasrettin Hoca'ya; modern yaşantıdan metafiziğe; gerçek dünyadan güllerin ve düşlerin dünyasına gizemli bir yolculuğa çıkıyor.

“Çağdas bir fabl, derin ve bilgece - St. Exupéry'nin başyapıtı Küçük Prens'in tadında.” DPA - ALMANYA

“Muhteşem bir öykü. Bu romanın yaptığı muhteşem. Denilebilir ki, bu romanın bizi birleştirmeye gücü var.” TVA Televizyonu - KANADA

“Türklerin Küçük Prens’i tüm dünyayı büyülüyor.” Helsinki Sanomat - FİNLANDİYA

“Gerçek mutluluğu aramak üzerine ilham verici harikulade bir öykü.” Magazin 2000plus – ALMANYA

“Büyük bir global başarı. Simyacı, Küçük Prens ve Martı'yı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.” Air Beletrina - SLOVENYA

“Kayıp Gül Doğu ile Batı arasında bir köprü.” Vijesti - SIRBİSTAN ve KARADAĞ

“Kayıp Gül hayatımda okuduğum en güzel öykülerden biri. Kitabı bitirdiğiniz zaman, kendinizi bir hediye almış gibi hissediyorsunuz. Ben öyle hissettim.” Christine Michaud, TVA Televizyonu - KANADA

"Çok başarılı, masalsı bir roman." Prof. Talât Sait Halman - Bilkent Üni. Edebiyat Fakültesi Dekanı

"Serdar Özkan genç ve yetenekli bir romancı, onun adını önümüzdeki yıllarda sık sık duyacağınıza sizi temin edebilirim." İskender Pala – Kasım 2003

Kitabı okuyanlar 4.579 okur

  • AdyaliYaren
  • Şüheda
  • Hüzün
  • Aynur Köse
  • Tuğba GÖKÇEL
  • Mavi Saçlı Peri
  • Meryem K.
  • Tuğba AKTAŞ
  • Mihriban
  • Emine Ünlüel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.2
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%31.5
25-34 Yaş
%26.6
35-44 Yaş
%20.9
45-54 Yaş
%8.1
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.6
Erkek
%17.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.9 (205)
9
%13.3 (131)
8
%15.9 (156)
7
%15.4 (151)
6
%11 (108)
5
%8.5 (83)
4
%3.9 (38)
3
%4.6 (45)
2
%2.6 (26)
1
%4 (39)

Kitabın sıralamaları