The Missing Rose

·
Okunma
·
Beğeni
·
22529
Gösterim
Adı:
The Missing Rose
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780399162305
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Kayıp Gül
Kayıp Gül
Kayıp Gül
The Missing Rose
The Missing Rose
The international bestseller—published in more than forty languages! A twenty-first-century parable in the tradition of The Alchemist, The Little Prince, and Jonathan Livingston Seagull.
The Missing Rose is the story of Diana, a willful young woman who, following the death of her mother, sets out on a quest to find the twin she never knew she had. Although she is both beautiful and wealthy, Diana is confused and angry with life. Her overwhelming desire for approval has caused her to let go of her dreams, and now she does not know who she really is.

Diana’s search for her twin, Mary, leads her to a magical garden in Istanbul, where she learns the philosophy of roses. Later at home, by the sea in Rio, she meets the enigmatic artist Matthias, who also challenges her understanding of the world.

An enchanting and multilayered tale of chance encounters, magical gardens, vibrant cityscapes, and transformative learning, The Missing Rose is a profound modern-day fable about the wisdom of the heart.
205 syf.
·3 günde·1/10
Yazarımız ortaokul ve liseyi Robert Kolejinde okumuş. Sonrasında lisans eğitimi için basmış Amerika’ya gitmiş orada da İşletme falan okumuş… Anlayacağınız ailesi, yazarımızın eğitimi için baya bir para saçmış. Haliyle biz fakirler bilmeyiz ama muhtemelen para çok olunca bizim oğlanı birde meslek sahibi falan yapalım demişler. Üstelik oğlanın yazım konusunda hiçbir yeteneği olmamasına karşın onu, yazar olabileceğine inandırmışlar ve yazarlığa yönlendirmişler. Sanırsın ki çocuk liseyi bitirdi sınavdan güzel bir puan aldı ve uygun bir meslek arıyorlar… Yahu yazarlık böyle itelemeyle olacak iş mi? Ulan Martin Eden’i de mi okumadın. - Neyse yarım kalmasın ünlü yazarımızın hayatı! – İşte bu geleceğin yazarı olacak arkadaş, 2002 yılından 2010 yılına kadar tüm zamanını roman yazarlığına adamış. Ayırır tabi! Bende olsam aynını yapardım ne de olsa para kazanma derdi yok. Bu dert olmadığı gibi sağda solda ciğeri beş para etmeyecek insanlardan iş isteme gibi sorunları ise hiç yok. Gel zaman git zaman yazarımız için en nihayetinde hayalini gerçekleştirme fırsatı doğmuş ve yazarımız, bu güzide kitabını 2010 yılında yayımlamış. Kayıp Gül! Kitap yayımlanmış ve zaten aileden torpilli yazarımıza ciddi de bir para kazandırmış. Sonrasında 36 dile çevrilmiş ve 40’ı aşkın ülkede de satışa sunulmuş… 36 dile çevrilecek kadar iyi bir kitap mı? Bilmiyorum belki iyidir belki de ben anlayamadım olabilir yani ancak parası olan bir yazar için kitabının 36 dile çevrilmesi zannediyorum ki hiçte zor olmasa gerek…

Sistem öyle bir sistem ki zengin daha çok zengin olurken, fakir daha çok fakir oluyor. Gene nerden geldik şu sisteme. Eskiden sadece futbol sistemlerini bilirdim. Şimdiki sistemler canımı sıkıyor. Geçenlerde arkadaşımın sistemle alakalı verdiği bir örnek çok daha canımı sıktı. Paylaşayım efendim. “Eğer ki bir vatandaş bankadan 1000 TL çekerse ödeyeceği faiz 100 liradır. Şimdi bu para üzerinden farklı bir örnek ile durumu tekrardan ele alalım. 1000 lirası olan bir vatandaş, ben bu parayı değerlendireceğim deyip gider bankaya yatırırsa faiziyle alacağı para ise 100 liradır.” Zaten durumu siz anladınız da ben söylemeden edemeyeceğim. Paraya ihtiyacı olan adamın cebindeki 100 lira paraya ihtiyacı olmayan adamın cebine gidiverdi. Valla bunu niye anlattım bende bilmiyorum ama aklıma imkânı olmayan yetenekli yazarlar geliyor… Canım sıkılıyor gene.

Kitabın dili sade falan değil efendim. Dili gayet boş. Dili sade ve akıcı demeyi isterdim ancak içerikte basit cümleler olmasına rağmen okurken göze takılan iyi seçilmemiş kelimeler ve iyi aktarılamamış konuşmalarla dolu. Yazım, sosyal medya üzerinden birine bir şeyler yazarsın da akıcılığına, cümlenin yapısına dikkat etmezsin ya aynen o biçim.

Karakterler yabancı, ülke yabancı hoş olayın birazı da Türkiye de geçiyor ama olsun bu durum, bir şeyi değiştirmez; inanılmaz bir kültür çatışması var. Yahu madem yabancı karakterlerin kültürlerini, yaşam biçimlerini, konuşmalarını yansıtamayacaksın neden işin içine Diaina, Mary, Amerika falan katıyorsun…

Çok merak ediyorum, 40 farklı ülkede okunan bu kitap, bizim edebiyatımız için ne düşündürdü insanlara. Reşat Nuri’nin naifliği, Sabahattin Ali’nin romantizmi, Yaşar Kemal’in Anadolu’su çevrilse muhtemelen yüzlerine bakılmayacak. Çok yazık, para her şeye kadir olmamalı.

Tavsiye etmiyorum.
205 syf.
·5/10
Kendini sorgulamak durumunda kalan bir kızın hikayesi. Benim kendimi sorgulamamı sağladı mı? Hayır! Emeğe saygı tabi ki o kadar düşünülmüş yazılmış farklı uygarlıklara kadar araştırılıp konu edilmiş, öyküleme güzel. Fakat bana bir şey katsın ya da sonunda şaşırayım isterdim. Sonu başından belli bir kitap olmasın istenmiş ama belliydi.
205 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitaba başlarken gayet normal bir romana başlarmış gibi olacaksınız. Başında; Artemis, Meryem Ana Kilisesi, Yunan mitolojosinden bahsederek gayet ilgi çekmeyi başarıyor. Sayfaları geçtikçe bir sonraki sayfayı daha çok merak ederek çeviriceksiniz. Sayfaları geçtikçe, kendinizi Diana'nın yerine koyacak, farklı hayallere, güllere farklı gözle bakmaya başlıyacaksınız. Bir yandan da olağanüstü bir anneyle tanışacaksınız. Roman son 20 sayfada bambaşka bir hayal dünyasına bürünüyor. İçiniz gidip gelerek, ara sıra istemsiz, karşınızdakine ahmakça gelecek şekilde sırıtıyorsunuz. :) Mutlaka okumalısınız... Kitap aşkınız çoğalsın... :)
364 syf.
·Puan vermedi
Birden içimden bu kitaba inceleme yazmak geldi. Kütüphanemi karıştırırken denk gelince oldu birdenbire.

Sizin de bazen kitabı bitirdikten sonra ben bunu neden okudum, zamanımı geri verim dediğiniz olur mu?

Burdan serdar ozkana sesleniyorum.
Yazma.
Greenpeace'e üye ol, torna tezgahlarını geliştir, lokma dök, ülkemizi örovizyonda temsil et, tapu kadastroda memur ol ama ne olur yazma.
205 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Son zamanlarda okuduğum en muhteşem kitap. Yazarın adını daha önce hiç duymamıştım. Uluslararası en beğenilen kitaplardan 28 dilde çevirisi var. Küçük Prens tadında..
Kayıp bir ikizin izinden, San Francisco'dan İstanbul'a, güllerin ve düşlerin dünyasına uzanan gizemli bir yolculuk..
205 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10·
Bu kitap çok güzel bi kitap kokusu bile çok hoş bu kitabı okumak isteyenlere tavsiye ederim çok hoş ve çok güzel kitap aşkı anlatıyor ben beğenerek okudum ve ayrıca da tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından birisidir . Beğendiğim kitaptı hatta bu kitabı okurken diana ya hayran kaldim . Okumanızı tavsiye ederim bazı insanlara saçma gelebilir ama bize bazı şeyleri öğretenler ders verenler de kitaplar da olabilir öyle değil mi arkadaşlar ...
205 syf.
·2 günde·9/10
Sevgili http://1000kitap.com/meneksezamani Kitap kardeşliği etkinliğinde bu kitabı okumama sebep olduğunuz için çok teşekkür ederim.

Bir kendini keşfetme hikayesi, masalsı yazımı ile aldığı tüm övgüleri hak ediyor...

Düşünmenize; içinizde ki iyi ve kötü yönleri keşfetmeniz açısından yazılmış dünyaca ünlü bir çok esere göre daha kolay anlaşılır bir eser olması sebebiyle keyifle okunacak bir kitap...

Bir annenin ölümünden sonra bile kızına yol gösterici nitelikte bıraktığı anıları ve onun kendini keşfetmesine yarayacak hatıraları ile kendi iç dünyasındaki kibir, gurur, gibi kavramların ne kadar da gereksiz olduğunu öğrenecek olan Diana...

İnsanın kendi içinde taşıdığı ego ve ruhun iç içe geçmesinde hangisinin daha kıymetli olduğunu anlatan kitap, emin olun kendinizi tekrar sorgulamanıza sebep olacak...
205 syf.
·7 günde·1/10
bir kitap ne kadar boş olabilirse o kadar boş, ne kadar basit olabilir ise o kadar basit bir kitap. yazar aklınca gülleri konuşturmuş ama nasıl konuşturmak (: ancak bu kadar vakit kaybı yaşatırdı bir kitap. tek tesellimin kitabın benim olmaması kuzenimden almış olmam. eğer almadıysanız almayın alandan ödünç isteyin zaten ne demek istediğimi anlayacaksınız. ki sonu ayrı bir saçma idi. Nasrettin hocanın kazanının doğurduğunu bir de konuştuğunu düşünün (: kitabın bir çok dilde çevrilmiş olması da ayrı hüsran..
205 syf.
Kitap hakkındaki düşünceme karar veremedim. Akan bir kitap olmasına rağmen başı ve sonunu tam birleştirememiş yazarımız... Başlarken size kitabın son sayfasını yazıyor kitabın sonuna geldiğinizde fark ediyorsunuz. Kitabın ortası güzel sürükleyici tarzda ana karakterin ego ve beğenilme takıntısından kurtulmasını sağlıyor ve tabi okuyanada yön gösteriyor fakat son 30 sayfada olayların hiç 2.bölümde olduğu gbi olmadığı ortaya çıktıktan sonra sonu çok havada kalan bir kitaptı benim için. Okumanızı tavsiye eder miyim? Elinizde daha iyi bir seçenek yoksa olabilir. Kitap çok sıkmayan ama okuyanada bişey katmayan türden. keyifliK okumalar...
205 syf.
·Puan vermedi
Güller üzerinden verilen o ince mesajlar ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi. Insanların artık yapay ve kokusuz güllerden hoşlandığına değinilmiş. İnsan artık gerçeği sahte diye algılıyor, yani artık bizim gerçeklerimiz yanlış ve sahte olmuş. Romanın kahramanı kendisini bulmaya çalışıyor. Değişik bir arayış söz konusu...
“Orası bana çok uzak, aramızda koca bir okyanus var, hem ben yüzme bilmiyorum ki.”
- Korkma, sadece yürü. Eğer yükünü bırakırsan su seni taşır.
“Benim yüküm yok ki. “
- Suyun seni taşımayacağını düşünmen ağır bir yüktür. Şimdi onu bırak ve yürü. 
Her insanın içinde iki kişilik vardır. Biri iyi diğeri kötü. Hangisini beslersek, hangisinin elinden tutarsak biz o oluruz..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Missing Rose
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780399162305
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Kayıp Gül
Kayıp Gül
Kayıp Gül
The Missing Rose
The Missing Rose
The international bestseller—published in more than forty languages! A twenty-first-century parable in the tradition of The Alchemist, The Little Prince, and Jonathan Livingston Seagull.
The Missing Rose is the story of Diana, a willful young woman who, following the death of her mother, sets out on a quest to find the twin she never knew she had. Although she is both beautiful and wealthy, Diana is confused and angry with life. Her overwhelming desire for approval has caused her to let go of her dreams, and now she does not know who she really is.

Diana’s search for her twin, Mary, leads her to a magical garden in Istanbul, where she learns the philosophy of roses. Later at home, by the sea in Rio, she meets the enigmatic artist Matthias, who also challenges her understanding of the world.

An enchanting and multilayered tale of chance encounters, magical gardens, vibrant cityscapes, and transformative learning, The Missing Rose is a profound modern-day fable about the wisdom of the heart.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 2 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları