Kitabın konusu ya da hangi dile çevrilip ne kadar okunduğunu anlatmayacağım.
İki sene önce okuduğumda yarım bırakmıştım ve tamamlamak için elime aldım.
Yarım bırakarak hata ettiğimi kavramam uzun sürmedi. Çünkü okuduğumda kendime, özüme bakabilme düşüncemi geliştirdi.
Kim iltifat sevmez ki ya da kim örnek teşkil etmeyi istemez...
Ama sen bir başkasının sözcükleriyle hayatını yaşayamazsın. Onlar beğendi ya da sevdi diye tavırlarını değiştirerek kendi "ben"liğini yok sayamazsın.
En iyisi mi kendini bulabilmek için çabala çünkü sana senden başka kimsenin yararı dokunamaz...
İçimizde bıraktığı iz kendi ışığımızı bulmamız.İnsanların vitrine değil de özümüzü ortaya çıkarmak için mücadele etmemiz gerektiği konusunda hemfikirim.Yaşadığımız hayatlar da kalbimiz,yüzümüz,konuşmalarımız ve içtiğimiz su bile bir pazarlama aracı iken bu duyguları görebilmek,hissedebilmek dileğiyle.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bu yüzden tam olarak, kesin birşey söyleyerek yazara haksızlık etmek istemem... Her zaman okuyacağım kitabın içeriğini biraz kurcalar, ne okuyacağımı bilerek o kitaba başlamaya çalışırım. Ancak bu kitap hakkındaki içerik araştırmalarımı kitabı aldıktan sonra yaptım malesef. Keşke önceden yapsaydım. Küçük prens gibi kitaplara benzetilecek kadar özel bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Kötü bir kitap değil ama anlatılan kadar da eşsiz olmadığına kanaat getirebilirim.
Sanırım hayatımda ilk kez bir kitabı ikinci defa okuyorum. İlk okuduğumda üniversitede yani bundan yaklaşık 12 yıl önce falan okumustum. O zaman müthiş etkilemişti beni. Ancak ödünç aldığım bir kitapti. Ve bende olmasını istedim. Epey oldu alalı bu zamana kısmetmiş tekrar okumak. Dört kitaplık bir serinin ilk kitabı Kayip Gül. Bu okumam beni ilki kadar etkilemedi açıkçası ancak burda gördüğüm kötü yorumlara da yok artık o kadar da değil dedim.
Ormanlarımız ile içimizin de cayır cayır yandığı artık mutlu huzurlu haberleri duymak istediğimiz şu günlerde içimi huzurla dolduran bir kıtapsin sen. Sanırım dört kitabı da tekrar okuyacağım araya kitap almadan. Beni mutlu edecek şeylere ihtiyacım var. Umuda ihtiyacım var. İki çocuğum için tekrar nefes alabilmeye ihtiyacım var ve bunu ancak kitaplar sağlıyor bana.
Biraz masal tadı var evet biraz olağanüstü şeyler yazılanlar ama hayat ne kadar olaganki zaten. Bırakalım biraz da güller konuşsun biz dinleyelim, malum biz konuşunca pek güzel şeylerden bahsetmiyoruz maalesef! :(
İlk okuyuşumun üstünden tam sekiz yıl geçti. Kitapta " Mary " dediği gibi Küçük Prens değişmişti ya da belki de ben...
Aşikar olan tek şey bir değişimin olmasıydı belki de! İlk baktığınla son baktığının arasında çok şey değiştiği gibi...
Kitabi ilk ekim yagmurlari ile okudugum ve sirasinda yanlis gittiğimden sanirim, ilk kitabin bie benzeri ucuncu kitap gibi oldu ve beni pek etkilemedi ikisinden birini okursaniz yeterli bence
Çok beğendiğim bir kitap oldu. Yorumlara bakmadan önce bu kadar beğenmeyenin olacağı aklıma bile gelmemişti açıkçası. Birçok kişi boş demiş ama bence gayet dolu ve okuruna bir şeyler katan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Herkes hiçbir şeyi beğenmek zorunda değil tabii ki ama bir kitaba boş demek kitaba da kitabın sevenlerine de edilen bir hakaret bence. Herkes kendine göre yorum yapsa genel konuşmasa çok daha iyi olur diye düşünüyorum.
Malesef 150 karakter sınırına takıldım, açıkçası sadece "tavsiye etmiyorum." yazacaktım. Kitabı D&R mağazasından indirimdeyken almıştım. Baskı sayısının çokluğuna aldanıp almıştım. En çok da o kadar baskı yapan bir kitaba ilk defa rastlamışım beni şaşırttı ve birazda meraktan almıştım. Sonuç olarak kitap üzerinde pek yorum yapmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Hayat kısa, okunacak kitap çok... kitap okumaya her zaman en güzel, kendini kanıtlamış kitaplardan başlayın.
Uzun yıllar önce bu kitabı okurken çok etkilenmiştim, mitolojiye ilgim bu kitap sayesinde artmıştı. “acaba aynı duyguları hâlâ hissediyor muyum?” düşüncesiyle bugün tekrar okudum. Ne yazık ki, yıllar önceki yoğun duyguları tadamadım :( Ağır ve süslü anlatımdan bir hayli uzak olan kitap, gayet anlaşılır. Fakat önemli birkaç noktaya değinen yazar, kurguyu fazlasıyla Küçük Prens ile ilişkilendirir. Kayıp bir Gül olan insan, zamanla kalplerinin sağırlaştığını bunu iyileştirmenin yolunun da ancak kendini sevmekle olacağını Diana aracılığıyla bize anlatıyor.
Kitapta da geçen “Bir Ben vardır bende, benden içeri…” Yunus’un bu sözü verilen mesajı özetliyor: Keşfetmemiz gereken bir benliğimiz, bir ikizimizin var olduğunu. Topluma yansıttığımız ve kendimizi bastırdığımız yönlerimiz var, tıpkı Diana ve Mary gibi. İnsan, bu yönüyle çok karmaşık. Yazar ise benlik arayışında olan bir insanın hayatın güzelliklerini apaçık görebileceğini, kendini sevebileceğini hatırlatıyor:
“Kalbine düşürülen bir iz, şu anda belki silik belki ama zamanı gelince belirginleşecek.” İşte o zaman ekim yağmurları gelir insana…
İnsanın benlik arayışını ve hayatındaki güzellikleri nasıl ortaya çıkacağını sergiliyor.
İnsanın hayatın özünü bulma gayesi ve buna gönülden bağlanmasının insana neler kazandırabileceğini konu alıyor.
Ağustos 1975'te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerika'ya giderek, Lehigh Üniversitesi'nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbul'da yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Brezilya'dan Japonya'ya, Kanada'dan Endonezya'ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.