Fi (Bu Hikayenin Sadece İnanılmaz Tarafları Gerçektir)

·
Okunma
·
Beğeni
·
34.588
Gösterim
Adı:
Fi
Alt başlık:
Bu Hikayenin Sadece İnanılmaz Tarafları Gerçektir
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054994861
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Baskılar:
Fi
Fi
Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?
(Tanıtım Bülteninden)
600 syf.
·1 günde·5/10
Popüler kültürün eseri desem doğru olur sanırım Fi için. Ben de meraktan, edindim ve sadece iki saat on beş dakikada bitirdim kitabı.
Öyle dikkat kesilerek, aman bir şeyler kaçırmayayım diyerek okunan kitaplardan değildi. Sanki yazar bir boşluk yaşarken bu halk ne okur acaba derken yazmış kitabı.
O kadar çok okundu ki belki insanların bir bildiği vardır diyerek okudum ben de. Merak etmektense, fikir sahibi oldum diyerek boşa geçen iki saatime üzülmeyeceğim şimdi.
Bir dansçı, bir müzisyen ve bir psikolog arasındaki takıntılı ve bir o kadar da bayıcı ilişkiyi anlatıyor Fi. Can Manay karakteri hem hoca hem ünlü hem de tabiri caizse sapık. Duru desen kendi fikirleri olmayan, başkalarının yolundan ilerleyen tipik bir insan. Insanların gözlerinde parıltılarla okudukları kitabın hiçbir tutulacak yanının olmadığını farkederek, okumayın diyorum. Ben yaptım siz yapmayın.
600 syf.
·25 günde·6/10
Karakterlere yüklenen tanrısallık, anlatımı durdurup verilen hayat dersleri, birbirinden kopuk zaman ve mekan algısı ile kapağın ve popülerliğinin hakkını verememiş. Kendimden birşeyler bulduğum karakterlerin bile kendi içinde çelişen ifadeleri ile yoran, her ne kadar tüm hikayeleri yarım bırakmış olsa da serinin diğer kitaplarına istekle geçmemi sağlayamayan bir kitap. Akışın sağlanamadığı yerlerde cinsellik vurguları abartılmış ve çoğu zamanda karaktere ters tutumlar sergilenmiş. Şairane bir kaç cümlesi ile alıntıları sayfalarımızı süsleyecek bir kitap olmaktan ileri gidemeyeceğini düşünüyorum.
  • Çi
    8.0/10 (1.129 Oy)1.158 beğeni3.939 okunma437 alıntı25.138 gösterim
  • Pi
    8.3/10 (1.049 Oy)1.168 beğeni3.378 okunma824 alıntı36.428 gösterim
  • Adı: Aylin
    8.1/10 (1.070 Oy)978 beğeni5.173 okunma125 alıntı17.484 gösterim
  • Cehennem
    8.6/10 (1.873 Oy)1.819 beğeni6.389 okunma400 alıntı21.310 gösterim
  • Son Ada
    8.8/10 (1.843 Oy)1.814 beğeni5.534 okunma819 alıntı21.962 gösterim
  • Mutluluk
    8.3/10 (1.240 Oy)1.292 beğeni5.443 okunma674 alıntı22.931 gösterim
  • Mart Menekşeleri
    8.3/10 (1.459 Oy)1.470 beğeni5.676 okunma187 alıntı24.728 gösterim
  • Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
    7.7/10 (1.942 Oy)1.919 beğeni6.488 okunma558 alıntı76.514 gösterim
  • Ve Dağlar Yankılandı
    7.8/10 (1.518 Oy)1.433 beğeni5.642 okunma701 alıntı23.014 gösterim
  • Beyoğlu Rapsodisi
    8.1/10 (1.283 Oy)1.197 beğeni5.260 okunma369 alıntı14.266 gösterim
600 syf.
·Beğendi·9/10
10 puanı daima klasiklerin hak ettiği inancım olmasa kesinlikle Fi'ye de bu puanı verirdim.İnanılmazdı!..(Bu noktada o denli duraksadım ki.Halbuki yazacağım yorumu an be an planlamıştım.)Bu bir aşk romanı değil. Bu bir kişisel gelişim romanı da değil. Belki bir macera romanı diyebilirim okuyanı kendi içinde ve yaşadığı çevrede, canını acıtacak olsa bile, sorgulamaya iten bir içsel macera.Temelde 7 ana karakter üzerinden giden, ama diğer karakterlerin dahil oluşunun da en az ana karakterler kadar derinlemesine işlendiği ve irdelendiği bir roman. Psikolojinin romanın muhteşem kurgusunda dantel dantel örülüşü dahiyaneydi. Üç kitaplık bir seride yazarın zekasını aynı incelikle sergilemeyi başarması halinde kendisini ayakta alkışlayacağıma eminim. (Çi'ye bugün başlayacağım için ileriye dönük bir beklenti dile getirdim.)Hayatımda bir ktiabıma kıyarak ilk defa satırların altını kurşun kalemle çizme isteğimi gemleyemedim. Çünkü o denli düşündürücü, can alıcı tespit ve iddia vardı ki bir kenara not etmeyle başa çıkamayacağımı romanın daha ilk bölümünden anladım.Romanın içeriğine değinmem gerekli biliyorum ama yazarın birikimini, dünya görüşünü, kaleminin ustalığını aynı seçkinlik ve başarıda yansıtamayacağım kaygısıyla ne karakterlerinden ne de olaylardan bahsetmeye cesaret edemiyorum.Altını sadece kendim için çizdiğim bölümler dışında paylaşmak istediğim o kadar çok satır, paragraf var ki sık sık karşınıza Fi'den alıntılarla çıkarak bu değerlendirmemde ne demek istediğimi ancak böyle anlatabileceğim gibi hissediyorum.Sadece romanın bir bölümünde geçen bir gösteriden bahsetmezsem zaten romanın bende yarattığı etkiyi yeterince dile getirememişlik duygum iyice tavan yapacak. Konservatuar öğrencilerinin yıl sonu için hazırladıkları gösterinin anlatımının olduğu bölüm...Bir hayal bu denli nasıl canlı tasvir edilebilir bilmiyorum. Gözlerimi kapatmaya ihtiyaç duymadım orada o gösteriyi izleyenler arasında olmak için. Su gibi akan, akarken içmeye doyamayacağınız, doyamadıkça bitmesinden çekineceğiniz bir roman bence.Okudukça yaşama şeklinizi, ilişkilerinizin derinliğini, zamanı kullanış tarzınızı...kısaca var olma lütfunuzu değerlendirme biçiminizi sık sık sorgulayacağınız bir roman. Yazarın iddia ettiği gibi cesaretiniz varsa okuyun!
600 syf.
·9/10
Kitabı ismini ilginç bulduğum almıştım. Meğer çok popülermiş. Sonradan yirminin üzerinde baskısı yapıldı. Her ne kadar popülaritesi cinsellik barındıran cümlelerine dayansa da, grinin elli tonu kitabıyla aynı kategoriye konulsa da serinin tamamını okuyanlar durumun böyle olmadığını bilirler.

Biraz kişisel gelişim türü rastladım kitapta. Evet çok cüretkar açık ifade edilen bir kitap. Ama cinsellikten ziyade öğrenebilecek değişik türde bilgiler ve çevremizde pekte rastlayamadığımız karakterler barındırıyor. Hızlı okunan üzerinde fazla düşündürmeyen bir yapıt.

Kitap karakterlerinin kendi dünyalarındaki iç savaşları çok güzel anlatılmış. Ara sıra sizde kendinizi onların yerine koyup ben olsam böyle yapardım diyorsunuz. Etiyle Canın yoğun psikoloji seanslarından sıkıldığımı da itiraf edeyim.

NOT: Dizisini de cok merak ediyorum ancak Can Manayı sapık olarak göstermişler diye duydum. kafamdaki Can Manay karakterini yıkmamak için izlemek istemiyorum.
600 syf.
·6/10
Hızlı ve rahat okunan bir roman olmasına rağmen içerik açısından oldukça yapay ve sıradan buldum. Özellikle cinsellik içeren bölümler okuyucu çekmek adına zoraki kurgulanmış hissi veriyor. Roman içinde akmıyor ve okuyucuyu rahatsız ediyor. Romanı yapay bulmamın bir diğer sebebi ise tüm karakterlerin abartılı kişilikler olması ve hepsinin fırsatını bulduğunda felsefe yapması, üstelik bunu da aynı dili kullanarak yapması. Hepsi birbirinden farklı kişilikler olarak anlatılmasına rağmen konuştuklarında sanki tek bir kişiyi dinliyor gibi hissettim. Anlatılan karakterler ağızlarını açtıklarında aynı kişilere dönüşüyor gibiydiler.
Yazarın; zeka ve cinsellik, toprağa / doğaya dönüş, insanın doyumsuzluğu ve bencilliği ile ilgili aslında mantıklı ve ilginç çıkarımları bulunmasına rağmen bu konular abartılı karakterlerin gölgesinde kalmış. Fikirlerdense karakterlere odaklanması romanı sıradanlaştıran bir etki yaratmış.
Romanda orijinal bulduğum ve okurken keyif aldığım tek bölüm “dengelenme” ile ilgili bölümdü. Yazar okuyucuya anlatmak istediklerini, bu bölümde olduğu gibi satış kaygısı gütmeden gereksiz cinsellik bölümleri kullanmadan verebilseydi çok daha etkili olabilirdi.
Romandan neler çıkarttığıma gelince... Psikoloğa gitmeden önce çok iyi düşünmek gerektiğini gördüm. İyi bir psikolog kendisine danışan kişide bağımlılık yaratmadan yardımcı olabilmelidir. Ticari kaygılarıyla bu dengeyi koruyamayan ya da korumayan psikologların insanın üzerinde bırakacağı etki kişiyi daha problemli hale getirebilir.
600 syf.
·Puan vermedi
İnsanların bir çoğu her şeyin en iyisini ister kimisinin hakkıdır, kimisinin değildir...
İnsanlar hakkı olmayanı istemek konusunda eşsiz haklara sahip kendilerine göre. Kitaptaki kahramanlar, dizide ki ya da filmde ki oyuncular vs. bizden hiçbir farkları yok. Çünkü herkes oyuncu hatta bir film ya da kitap kahramanı olamayacak kadar.
Oyunun ne olduğunu önce saklambaç, Körebe, Evcilik denen şeylerle öğretiliyor sonrası ne mi oluyor; olgunluk dönemi gelmiş, akıllar bi hayli gelişmiş lakin hala oyun oynanıyor sanmayın ki çocukluk oyunları ilk aşamalar. Ne yazık ki fesatlık, arkadan iş çevirme ve daha niceleri.
Zorlayan bir dile sahip değil, yeni dönem edebiyat akımı bir eser.
Fi denince aklıma aşk, takıntı, masumluktan bozma fesatlık geliyor ki öyleymiş.
Duru yetenekli, herkesin önünde boy göstermesini seven dansçı bir kız. Hocası erkek arkadaşı oluyor. Aynı ev, aynı hayat, aynı oda... paylaşmak konusunda hiçbir sıkıntıları yok. Can Manay, kadınlara genel anlamda ilgisi olan, disiplin manyağının teki. Başka bir dille hasta... Deniz ve Can öğretim üyesi olarak yer almakta ama Can aynı zamanda tanınan ünlü programcı. Başlarda çok düzgün bir imajı var ama ne yazık ki sonralarda her insan gibi kimliğini sonunda belli ediyor. Duru' ya aşık olur lakin bunu belli süre sonra hastalık haline getirir. Can Manay' ın ilgisini Duru farketmez. Deniz ile zaten dolu dizgin bir aşk yaşamaktadır. O aşkı yaşarken dışarıdan neyin ne olduğu kimsenin umurunda olmaz; Can Manay' lar dışında. Can Manay' ın temiz bir geçmişi yoktur. Aşkın var oluşu bir çok şeyi gün yüzüne çıkarma korkusu vardır. Bunu farkeden gazeteci kıza kadar. Üçlü aşk üçgeni bu şekilde devam ediyor. Aksiyon, aşk, heyecan, oyun her türlü gerçek duyguyu bu kitapta bulabilirsiniz. Hatta insan kelimesinin tam anlamı bu kitapta yer alabilir.
Bazı oyunlar, masum duyguları bastırabiliyor. Var ile yok arasında sadece yoklar oynanıyor. İnsan, insan olmak dışında her şey olabiliyor. Hak etmeden bir çok şeyi istiyor, istemekle kalmıyor ve bununla da yetinemiyor. İnsan işte bu yüzden kötülüklerin en tehlikelisi olarak biliniyor. Kitap kahramanları ve dizi oyuncuları vs. Bunların yanında hiç bir şey oluyor.
İyi okumalar.
600 syf.
·7/10
Tabii ki öncelikle alıp okuma nedenim popüler ve yoğun ilgi duyulmasıydı. Bende merakımdan alıp okudum. Evet ilk başlarda sardı, akıp geçti fakat zaman zaman durdu, sıktı ve cinsellikten de sıkça bahsetmesi beni ilgisiz kıldı. Kitaplardaki cinsel içeriğe karşı değilim ama bu kitaptaki bahsedilenler olayların hep üstünde kaldı, ana tema sadece o amaçla yazılmış gibi hissettim. Ne kadar bunlar beni rahatsız etsede hikayeyi beğendim. Başarılı bir kitap olmuş.
600 syf.
·Beğendi·2/10
Okuyup vakit kaybetmenizi kesinlikle istemem. Kitabın içinden çıkarabileceğiniz bir ders ne bileyim herhangi bir anafikir "Aa bak bu da böyleymiş" diye şaşıracağınız bir bilgi vs hiçbir şey yok. Sadece çarpık ilişkiler, çarpık aşklar konu edinmiş. Dilinden bahsedecek olursam son derece basit. Hiçbir cümlede "Burada ne demek istemiş?" diye oturup düşünmüyor seri bir şekilde okuyorsun.
İkinci kitabı da okudum belki fikrim değişir dedim. Ama nafile. Üçüncü kitabı okumadan hepsini aynen aldığım yere iade ettim ve yerine Serenad gibi sayfayı çevirdikçe yeni bir bilgi öğrendiğim, sürekli araştıracağım diye notlar aldığım bir kitap aldım.
600 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Aslına çok zekice yazılmış bir kitap. İnsan beyninin bir Tanrı olarak anlatıldığı ve insan istedikten sonra herşeyi yapacak bir güçte olduğunu anlatan bir kitap. Fakat içinde hiç hoşuma gitmeyen bölümler vardı. Sanırım insanlar artık bu bölümlere ilgi duyduğu için edebi değer zamanla yok olup gidecek. Ben bu kitabın daha terbiyeli, daha edebi tarz da yazılmasını isterdim. İnsan beynini gerçekten çok güzel anlatan bir kitap...
600 syf.
·8/10
Kitaba büyük bir hevesle başladım hevesim de kırılmadı zaten.Can Manay'a önce büyük bir hayranlık besledim tabi sonra bütün hayranlığım yok oldu.Kitap da Durunun hareketlerini,tavırlarını hiç beğenmedim.Kitap da çokk etkilendiğim yer ise Ada'nın Göksele şarkı söylerken Gökselin ağlaması oldu.Kitap da en beğendim karakterler Özge(asla pes etmemesi),Bilge(hayatında ki zorluklara karşı ayakta kalmaya başarabilmesi),Ada(Gökseli şarkısıyla etkilemesi oldu tabii ki),Göksel(Gökseli her şeyiyle sevdim zaten).Kitap da cinsellik fazla olduğu için rahatsız oldum ama güzel bir kitaptı.İnsanın hayatı hakkında düşünmesini sağlıyor.En azından benim için öyle oldu.İlk defa bir kitabıma kıyıp beğendiğim yerlerin altını çizdim.Okumanızı tavsiye ederim güzel kitaptı.
600 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
Merhaba 1K Dostlarım :) Fİ , Çİ , Pİ serisini bir buçuk ay gibi bir süre de tamamladım. Bana ; Ateş Su ve Toprağı çağrıştırdı. Fİ ile karakterlerini yakmaya başlarken, Çİ de sular duruldu, silkelendi. Pi ile topraktan yeşermeye çalıştılar. Hikayeleri sevdim. Her karakter hayattan bir rolü daha fazla simgelerken, her rol birbirine bağlanıyor bir şekilde. Karakterler rollerini uçlarda yaşıyorlar. Asıl beni cezbeden sevgili Kohen'in bilim, din, felsefe, politika, psikoloji vb... gibi konuları olağanüstü anlatımı, kitaba yedirmesi oldu. Mesela çok kısa da olsa Mısır piramitleri ilgili bir bölüm çok güzel anlatılmış. Oysa kitabın, genel anlamda Piramitler ile ilgili olabilecek en ufak bir bölümü yok... Hepimizin günlük hayatlarından ne ararsanız var kitapların içinde. Sonuç olarak sevdim, okumanızı tavsiye ederim. Can, Bilge, Eti, Umut, Atacan, Zeynep, Ali, Doğru, Deniz, Ada, Göksel, Kız, Tugay, Özge, Sadık, Muammer,Ömer,Nihan, Şadiye, Kaya ve birçok karakter....Hepsi de birbirinden ilginç.... Bakalım sizi kim/kimler fethedecek... Sevgiyle kalın.....
600 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okumaya başladığımda ne hakkında olduğuna dair hiçbir şey bilmiyordum. Eşimin bana hediyesi olarak aldım. Okumaya başladığımda kitapla ilgili yapılan yorumlara da bakmaya başladım, şaşırdım. Aynı kitabı okuduğumuzdan emin olamadım önce. Kitap ilerledikçe şaşkınlığım daha da arttı. Sonuna geldiğimde anladım ki bir kitabı okumak ve anlamak arasında çok fark var. Bazıları bu kitapta uçkurunun peşinde koşan ve istediği kadını elde etmek için her şeyi yapan bir adamın hikayesini okudular. Bazıları kalleşliği, namussuzluluğu övüyor sandı. Bu kitabı nasıl okudular bilmiyorum ama kitabın vermek istediği mesajları alamadıkları kesin. Yazarın da dediği gibi bu kitap insanın en ilkel içgüdüsü olan güzelliğin peşinden gitmeyi konu almış ve romanı bunun üzerine kurgulamış. Ama bu sadece ön tarafta görünen. Arka planda insanın kendini keşfine, hayat mücadelesine, kendi varoluşunu gerçekleştirmesine, sistemin bozukluğuna, sanatın, adaletin talan edilmişliğine, gücün ve paranın insanlar üzerindeki etkisine, insanların kendilerine bile itiraf edemedikleri çirkin taraflarına, birey olarak nasıl uyutulduğumuza ve kendimizden uzaklaştırıldığımıza dair şeyler var. Bunları okumak, gerçekle yüzleşmek bazılarına zor gelebilir ya da sistemin eleştirilmesini hazmedememiş olabilirler. Olsun, bu onların sorunu. Ben kendi adıma bu kitaptan ne çıkardığıma bakar, yazarına teşekkür ederim.
"İyi bir hikaye asıl bittiğinde başlar. "
"Dışarıdan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. Sadece bakış açınızı değiştirmeniz yeterliydi."
Hayat ne tuhaftı. Hep en korktuğumuz şeyleri karşımıza çıkarır, sonra suratımıza yapıştırırdı.
"Bir şeye nasıl başladığınız değil ama nasıl bitirdiğiniz.... itibarınızı oluşturur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fi
Alt başlık:
Bu Hikayenin Sadece İnanılmaz Tarafları Gerçektir
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054994861
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Baskılar:
Fi
Fi
Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5.058 okur

  • Pınar Sinem
  • gulcan duru
  • Saniye Kaya
  • Derya yüksel
  • Nihan demirtaş
  • Gül Gündüz
  • Yasemin kuru
  • Funda Alok
  • Nurtenpeker
  • Ela Aydın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12.3
14-17 Yaş
%4.7
18-24 Yaş
%15.3
25-34 Yaş
%25.8
35-44 Yaş
%28.9
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.4
Erkek
%17.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27 (430)
9
%16.8 (268)
8
%18.4 (293)
7
%14.1 (224)
6
%8.2 (131)
5
%5 (80)
4
%2.7 (43)
3
%1.7 (27)
2
%1.8 (28)
1
%1.8 (28)

Kitabın sıralamaları