Adı:
Pi
Alt başlık:
Bu Hikaye Burada Bitecek ve Sen Başlayacaksın...
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
704
ISBN:
9786059913959
Kitabın türü:
Yayınevi:
Destek Yayınları
Şimdi itiraf zamanı!

İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum.
Adlarını Fi ve Çi koydum.

Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz'le anlatmaya çalıştım sana…
Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim.
Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim.
Çaresizdim. Vazgeçemezdim.
Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim.
Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.

Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.

Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını
Özge anlatsın sana,
Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
Can'dan dinle,
Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu
Bilge'de gör,
Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını
Duru'yla anla,
Ve Deniz'in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil,
Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ'e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
Fi, Çi ve sonuncusu Pi... Okuduğum her sayfada bir sonraki sayfayı okumak için merak uyandıran ender kitaplardan oldu benim için. Bilimden siyasete, psikolojiden cinselliğe,dinden toplumsal gelişime ve kalkınmaya dair bir çok konuda bilgi edindiren güzel bir şekilde harmanlanmış harika bir kitap diyebilirim. Gündemi takip eden okuyucular, zaman zaman karakterlerin ve olayların gerçek hayattan alıntılar olduğunu anlayacaklardır. Okumanızı tavsiye ediyorum.Yazarın yüreğine ve kalemine sağlık
Fi ve Çi'yi okuduktan sonra demiştim ki "severek okuduğum ama başucu kitabı olmayacak, kitaplığımdaki yerlerini uzun süre koruyacak kitaplar". demiştim. Pi'yi okuduktan sonra dedim ki "tekrar tekrar okuyacağım kitaplar, iyi ki altlarını çizmemişim, çünkü her seferinde yeniden keşfetmek, yer seferinde yenilerini keşfetmek istiyorum. kesinlikle kitaplığımda uzun süre beklemeyecekler, çünkü yeniden alacağım elime ve sindire sindire okuyacağım üç kitabı da..." Pi bitmedi daha ama az kaldi, bitmesini istemiyorum... Biliyorum onun bittiği yerde ben başlayacağım ama yine de yavaş yavaş okuyorum bitmesin diye.

Benzer kitaplar

Nedense serinin diğer iki kitabından daha mı iyiydi ne. Çok fazla ansiklopedik bilginin ötesinde, çok fazla kişisel gelişim kitaplarını hatırlatan dikteler yoktu değil. Keşke yazar bu kadar uzatmasaydı da ince ama sürükleyici bir kitap olsaydı demedim değil. Ama özünde iyiydi evet "BİZ olmak" ve "BİR olmak" kavramları üzerinde kendini tekrar ettiği anlatımları okurken çok sıksa da beni. Yine de emek harcadığı için ellerine sağlık Kohen'in.
Fi-Çi-Pi serisini bitirmiş bulunmaktayım. Öyle bir seri ki insanları ikiye bölmüş durumda. Kimileri yerden yere vururken öteki kesim oldukça beğeniyle okumuş. Ben beğenen kesimdeyim. :) Fi'yi beğenip ardından Çi'yi okumam hayal kırıklığına uğratmıştı. Çünkü ilk kitaba kıyasla Çi'yi yavan bulmuş seriye ara vermiştim. Pi serinin en sevdiğim kitabı oldu. Yazarın psikolog olması bu kitapta belirgin bir şekilde hissetiriyor kendini.


Yazar bu kitapta da birçok konudan bahsetmiş yine. Din, siyaset, bilim, ekonomi, sanat, psikoloji... Özge'nin milletvekili olmasıyla birlikte siyaset diğer konulara nazaran daha ön plana çıkmış. Özge'nin gözünden düzeni sert bir dille eleştiriyor. Yakın siyasi geçmişimizle ilgili olaylara da isim vermeden değinmiş. Az çok gündemle ilgilenen herkes kimden, hangi olaydan bahsettiğini anlayacak, hatırlayacaktır. Kitapta katıldığım görüşler olduğu gibi katılmadığım noktalar da vardı elbette. Paylaşmak istediğim siyaset içeren alıntılarımı da paylaşmaktan kaçındım nedense... :D Din konusunu işlemesini biraz gereksiz buldum. Kitabın bütünlüğünü bozmuş, diğer konulara tam bağlayamamış havada kalmış sanki.


Kitapta dikkatimi çeken iki yanlışlık var ki söylemeden geçemeyeceğim. İkiside 22.bölümün Eti'yi anlatan kısmında. Atom ve iyonlarla insan ilişkilerini anlatmaya çalışmış. Benzetme çok hoşuma gitti lakin iyonlarla verdiği bilgilerde hata var. Ayrıca atomun hala bölünemez olduğunu düşünüyor, ancak atomlar bölünebildiğini biliyoruz günümüzde. Elbette herkes her şeyi bilecek diye bir kaide yok. Yazar kitaba koyduğu bilgileri araştırarak kitaba eklese daha güzel olurdu kanaatimce.

Kitabın sonuç kısmı aceleye getirilmiş. Şaşırtıcı bir son kabul ediyorum ama bazı karakterlerin akıbeti belli değil. :) Yazar diğer kitaplarında olduğu gibi sonradan gelişecek olayların sonucu söylemek gibi bir alışkanlığı var. Bu kitaptada önceden söylediği ama söylemeyi unuttuğu bir olaylar var. Bunların haricinde kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. :) İzler miyim bilmiyorum ama dizisi de çekilecekti bu serinin, sevenlerine duyrulur. :)


Keyifli okumalar dilerim herkese. :)
Fi'den Çi'ye.... Çi'den de Pi'ye....
Okuduğum en güzel serilerden diyebilirim. Yazarın eline sağlık. Kitap bizlere farklı dünyaların farklı görüşlerin pencerelerini gösteriyor. Bizler de kendi bakış açımız ile bakıyoruz bu pencerelerden. Kitabın en güzel taraflarından biri de bu zaten; sizleri düşünmeye,farkında olmaya sevk ediyor. Farklı hayatların kesişen noktalarında buluyoruz kendimizi belki de. Can'ın doyumsuzluğunda, Özge'nin adaletinde, Deniz'in özgünlüğünde, Bilge'nin zekasında, Eti'nin kontrolünde, Ali'nin temizliğinde, Göksel'in gözükaralığında, Ada'nın yeteneğinde, Duru'nun ihanetinde..... Hepsi BİZ'iz hepsi HEPİMİZ.
Fakat okuduğum üç kitabın bu şekilde bir sonla bağlanıp bitmesi açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Daha farklı daha sarsan bir son beklerdim böylesine su gibi bir kitaptan.
Kitap kazandırmaya çalıştığı farkındalık ile yazarın tabiri ile "çatlama cesareti gösteren tohumlar adına" okunmasını tavsiye ettiğim akıcı bir kitap.
Aslında tek bir kitaptan ziyade tüm seri hakkındaki düşüncelerimi yazacağım. İlk kitabı okuduğumda fena değil ama reklamı yapıldığı kadar da değil diye düşünmüştüm. ikinci ve üçüncü kitaplara geçtikçe hakkındaki düşüncelerim gittikçe iyileşti. Birbirinden bu kadar farklı, ama bir o kadar da hayatın içinden karakterler görmek güzeldi. her birini anlamaya çalıştım kimine kızdım kimini sevdim. Bahsi geçen kişilerden bazılarının hepimizin bildiği kişilerle bu kadar benzer anlatılması hem cesurcaydı hem de hoş bir sürprizdi benim için. Yine de söylemeden geçemeyeceğim Duru kadar sinir olduğum, itici bulduğum karakter azdır yine de böyle bir karakter üretmeyi başarı sayıyorum. Kitabın dili mükemmel değildi tabi. Yer yer acemice bulduğum, düzeltilmesini ümit ettiğim kısımlar vardı. Ve de kitabın sonunu fazla hayalci ve optimistik buldum. Serinin genel havasına uymayan bir sondu bence.
fi,çi,pi serisini bitirmiş olmanın okunanlara yenisinin eklenmiş olması harika bir duygu..
okumuş olmak için okumadan ,kişisel gelisimim de desteği olduğunu düşündüğüm kitaplardan dir pi..
yazarın psikolojiyi iyi işlemesi müzik önerisinde bile bulunabilmesi ..
O müzikler eşliğinde okumaya anlamaya çalışmak kayda değer diye düşünüyorum..
İnsan yanilabilir, gördüklerim bazen bizi oldatabilir şüphe duymadan olması gereken gibi bir okadar da farklı ve farkında olmayı mesajını çok iyi ileten kitaplardandir fi,çi, pi
yazarın yüreğine ellerine sağlık. .
Fi, Çi ve Pi... Serinin son kitabı. Kitap oldukça güzel, etkileyiciydi. Ancak beğendiğim ve beğenmediğim bazı noktalara ayrı ayrı değinmek istiyorum. Beğendiğim noktaların en başında kitapta hemen hemen her konuya yer verilmiş. Siyaset, din, varoluş (bu üç kitabın asıl vurguladığı konu), ilişkiler ve daha birçok gibi çok yönü olan bir kitap. Bunun dışında yazarın kullandığı dil yalın ve akıcı buyüzden okuması çok keyifli oldu. Net olarak beğenmediğim bir noktaya değinecek olursam bunların yanında. Öncelikle "var olmak" kelimesi okadar çok kullanılmış ki o kelime bazı bölümlerde büyüsünü kaybetmiş. Cümlelerin etkileyeci olmalarına rağmen "var olmak" kelimesinin çok fazla kullanılmasıyla o cümleler yavanlaşmış. Bir de kitap çok durağandı ve verilen bilgiler bazen çok yoğun ve fazlaydı (okurken sıkıldım) bu yüzden biraz kitabın dengesinin bozulduğunu sonlarında o dengeyi yeniden yakalandığını hissettim.
Detaylara serpiştirilen sinsi akıl oyunları müslümanın hayasına zarar verecek cinsten. Batı sinemasının 25.kare fitnesinde olduğu gibi zihinde cinsel içerikli görüntüler bırakıyor. Belli seviyeye gelmemiş insanların okumasını tavsiye etmiyorum.
Fi, çi ve ardından pi... Ne kadar da güzeldiniz. Ne kadar da kitap olarak kalması gereken basitleştirilmeyi haketmeyen, herkesin karakterine göre birsey anladığı seri. İnsan sevdiği kitap dizi oluyor diye üzülür mü demeyin ben duyduğumda baya kızmıştım yazara.
Duygularımı söylemeden incelemeye başlamak istemedim açıkcası. Fi Çi ve Pi benim için özel olan kitaplar arasında.
Eğer okursanız bir sayfada Can Manay'a hayran kalıp diğer sayfada korkacaksınız, Bir sayfa da Deniz'e hayran olup arada bir kızacaksınız. Özge'ye özenip hep onun kadar güçlü biri olmak isteyip okurken hak verip sorgulayacaksınız. Yaşamı, sistemi, tüketimi... Eğer diziyi değil de kitabı tercih ederseniz Göksel'e sebebini bilmeden hayran kalacaksınız belki de. Ada'ya kızacak. Hep Eti gibi birini arayacaksınız hayatınızda. Her karakteri ayrı ayrı yaşayıp kitabın konusu ne dendiğinde tek bir konu olmadığını söyleyeceksiniz.Fi ve Çi de bazen kitabı eliniziden bırakacak kadar kitabı yargılayabilirsiniz. Ama en sonunda Pi'nin arkasında ki yazının bu kısmı bırakmanızı engelleyecek.


"İtiraf ediyorum sana tuzaklar kurdum. Adlarını Fi ve Çi koydum.
Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını
Deniz'le anlatmaya çalıştım sana...
Beni takip etmen için yolumuzu onlarla süsledim.
Anlamları hemen hemen her satıra gizledim.
Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim.
Çaresizdim, vazgeçemezdim.
Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim. Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.
Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.
Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını
Özge anlatsın sana,
Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
Can'dan dinle,
Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu
Bilge'de gör,
Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını
Duru'yla anla,
Ve Deniz'in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil,
Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ'e."
Haydi şimdi kapatın kulağınızı duymayın dizi yorumlarını. Alın Fi yi ve başlayın ama sonuna kadar gidin. Yargılarınızdan kurtulup başlayın kitaba. İnterneti değil de kitabı seçtiğiniz için pişman olmayacaksınız eminim.
Tüm samimiyetimle yazıyorum!
Tipitip( Fi- Çi- Pi) serisinin sonuncusu olan bu eser diğerlerine göre bir durgunluk, bir değerlendirme havasında geçti diyebilirim. Psikolog Can Manay'ın Duru'ya olan saplantısı burada(Pi) biraz azaldı gibi. Kitap özetini bir müzik-dans videosu ile belirtecek olursam: https://www.youtube.com/watch?v=h0tim0_WzXY .
İşte dans edip Can'ın aklını başından alan kişi Duru, müziği çalan Ada, onu izleyen ve süzen Göksel, ihanetlere ve Dünya'ya sitem eden Deniz, izleyenler Sadık ve Özge. Spoiler yok. Çünkü en baştan beri( fi) zaten Can Duru'ya sahip. Neyse durum bu yani. Kitabın kalitesine bakacak olursak benim gözümde iyi değil, orta değil ama çok kötü de değil kötünün bir üstü. Yazarın müzik önerileri de güzel. Örneğin şu gibi
https://www.youtube.com/watch?v=izQsgE0L450 . Yani bu tarzlar...

Şimdi kitap hakkında yapılan olumsuz veya olumlu yorumlar için bir şey diyeceğim: Sitede veya başka yerde görüyoruz ki hemen Kahraman Tazeoğlu, Canan Tan ve Akilah Azra Kohen'i atın çöpe gibi bir sözle karşılaşıyoruz. Bence okunabilir AMA! en iyilerden sıra gelirse tabii... Şimdi bunları geçtim. İşin garibi bu paylaşımlarda bu mantığa destek verenler de iletilerinde her gün cinsellik, ihtiras, şehvet ve daha ileri düzeyde olgular paylaştıkları görülüyor. Bu kitapta da alasının alası var derim. Peki ne oluyor da bu kişiler, eserde cinsellik tavan yapmasına rağmen destek vermiyorlar? Acaba cinselliğin kalitesi mi az veya yöntemi mi basit? Örneğin Chuck Palahniuk'un (elbette bu yazarı ben de takdir ediyorum sadece misal) bir eser incelemesinde de tüm övgüleri yağdırıyorlar. Halbuki bu(cHuck) yazarın eserleri de genelde porno ve cinsellik üzerine olur. Sanırsam arkadaşlar edebiyat kalitesi açısından serzenişte bulunuyorlar. Fakat kafa karıştıran bir yanı ise cinselliği edebiyatla harmanlayan bir özgün, usta yazarı sırf yabancı oldukları veya başka dine mensup oldukları için mi seviyorlar? Mesela İbrahim Hakkı Hazretleri'nin Marifetname'sinde de cinsellik üzerine son derece mühim konular var. Örneğin eserinde der ki: '' Kadına yaklaştın mı gözlerini takip edeceksin, gözler belli bir ana geldi mi birleşme yapılabilir ve kadınla ilk başta boyun ve yüz gibi organlarla sevişmek gerekir.'' Aşağı yukarı böyleydi unutmadıysam. Allah affetsin. Tabii yazar bir din alimi ve feylesof olunca boş ver ya onun cinselliğini deyip bir tarafa itilebiliyor o kişilerce. Neyse.

İnanın ben bu kitaptan cinsellik namına da hiçbir şey göremedim. Çünkü gülüp geçiliyor. Sadece önceki incelememde de belirttiğim gibi kitaptan alınacak alınıp kenara çekilecek. Şundan dolayı derim ki gerçekten hem din hem siyaset hem de toplum üzerine güzel anlatımlar da vardı. Siyasetin pis yüzü, çevremizin nasıl kirlendiği, insanların kandırıldığı özellikle dini konularda hem müslüman hem başka dine mensup insanlarca çok yanlış bir durumda olduğumuzu görüyoruz. Ayrıca bu kitapla yeni bir yazar tanıdım ki Deniz Erten dini konularda çok güzel tespitleri var. Sanırım Kohen, Eti karakterini Deniz Hanımla bütünleştirmiştir. Örneğin şu alıntı bu yazarın sözleriydi galiba. :#25892895...

Fazla uzatmak istemiyorum daha çok şeyler de yazılabilir. Can Manay'ın sapıklığına gelecek olursam bu kitapta şöyle bir söz vardı kendi için: '' Herkesten daha zor seviyor, sevdiğinde de onun için her şeyini feda ediyor.'' Evet, Can Duru'yu hayvan gibi seviyor, kameralarla, mesaj programları ile Duru'yu takip edecek kadar. Eser aslında şunu anlatıyor: Can'ın çocukluğunda yaşadığı travmanın ileri ki yıllarda kendisini ve sevdiklerini nasıl yıkıma uğrattığı. Tamam kitap sıkıcı geçiyor, yazar tam olgunluğa erişememiş hatta Özgürlüğün Elli Tonu'na yaptığım yorumlarım için aynısını bunun içinde düşünüyorum elbette. Ama çöp de demeyelim hemen. Çocuklar ve gençler için hem etik hem de okunuş açısından gereksiz gibi ifadeleri kullanabiliriz. Saygılar...

Not: Kitaba para verilmez diyenler gibi valla ben de vermedim. :)Psikolog bir kişi oku güzel diye verdi, eee hemencecik kaptım. Tabii bu kitabı okuyanlar için hemen '' Vay seni vay cinsellik olunca değil mi ondan okuyon he söyle bakıyım'' gibi kelimeler için başlıkta da belirttiğim gibi samimiyet lafını kullansam da bu ön yargıyı yıkamam hem herkes hem kendim için. İkinci Saygılar...
Yazarın aşk hikayesi anlatır gibi sizi sürüklerken kendinize, benliğinize, özünüze adını ne koyarsanız koyun dönüp BEN'e bakmanızı sağlıyor.

Karakter bağlantıları ve zincirleme bir şekilde hayatın sizi kimlerle nerelere nasıl getirdiğini görüyorsunuz.

Bilge'den ayrıntıları bilmeyi zekiliği, potansiyeli bulup olumsuzu olumluya çevirmesini; Ali'den sakinliği, susmayı, hayatın getirdiklerini misafir gibi kabul edip sonra kendine yaraşır bir şekilde uğurlamayı; Özge'den siyaseti, direnmeyi, geliştirmeyi, insanlığa değil aynı zamanda insana katkıyı; Ömer ve Muammer Bey'den gerçek dostluğu, şefkati; Deniz'den bilgeliği, huzuru, aşkı; Can Manay'dan hayata iyiliği ya da kötülüğü elimizle verdiğimizi avuç avuç nasıl geri aldığımızı; Sadık Murat Kolhan'dan korumayı, sahiplenmeyi, kalkan olmayı; Doğru'dan aklın hastalıkla bile engellenemeyeceğini isterse dehaya dönüşeceğini öğrendim.

Size bunca bilgiyi sunduktan sonra kitabın sonunda artık sıranın sizde olduğunu, ne yapmak istediğimizi, yolcu olduğumuzu hatırlayıp yolda hangi dönüşleri, virajları ya da kazaları göze alabileceğinizi sorarcasına harekete geçmenizi istiyor.

Eğer hâlâ okumadıysanız bence bu üçlüyü daha fazla bekletmeyin.
...eğitmediğimiz, hor gördüğümüz herkes bir gün karşımıza çıkacak, üstelik ellerinde silahlarla!
Şekilcilikle kamufle olur kötülük. Sakalı uzatır, takkeyi kafaya geçirir, kamuflaj tamamdır. Halbuki inanmak, inandığını anlamak, anladığını uygulamak ne takkeyle ne sakalla alakalıdır. Zaten anlayanın o takkeye de sakala da ihtiyacı kalmaz çünkü Yaradan ASLA şekilci değildir, şekilci olan şeytandır.
Hayat paylaşmayı bilmediğimiz için savaşa dönmüştü, halbuki paylaşmak için birlikteydik savaşmak için değil.
Din adamıyım diyen her kimse, fizikten, kimyadan, matematikten, biyolojiden anlamıyorsa olmaz! ... Fizikten, kimyadan, matematikten, astronomiden, biyolojiden anlamayan adamın Allah'ın bilimine, dinine aklı erer mi?! Mümkün mü bu! Hayatın bu bilimleri Allah'ın lisanıdır. Biyolojiyle konuşur bizimle, matematikle, fizikle. Hepsi, her bilim yaratılışın lisanıdır.
Acıdan kaçmayın, odaklanın. Acı odaklandığınızda küçülürken, ondan saklanmaya, görmezden gelmeye çalıştığınızda her tarafa yayılır, büyür. Sadece size değil etrafınızdaki herkese bulaşır. Hayatınızı kaplar. Odaklanın ve anlayın, acı anlaşıldığında huzura dönüşür... Kolay olmayacak ama vazgeçmediğinizde başaracaksınız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pi
Alt başlık:
Bu Hikaye Burada Bitecek ve Sen Başlayacaksın...
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
704
ISBN:
9786059913959
Kitabın türü:
Yayınevi:
Destek Yayınları
Şimdi itiraf zamanı!

İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum.
Adlarını Fi ve Çi koydum.

Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz'le anlatmaya çalıştım sana…
Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim.
Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim.
Çaresizdim. Vazgeçemezdim.
Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim.
Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.

Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.

Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını
Özge anlatsın sana,
Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
Can'dan dinle,
Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu
Bilge'de gör,
Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını
Duru'yla anla,
Ve Deniz'in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil,
Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ'e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.373 okur

  • AYŞE EVREM KAVAKLI
  • Elçin Şimşek
  • merdoscop
  • Sema Bektaş
  • Gökhan Akın
  • Melek Kırcı
  • Bilun
  • Caner Toptaş
  • Emrehan Davutoğlu
  • Meltem Pak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.5
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%12.3
25-34 Yaş
%26.8
35-44 Yaş
%32.8
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.4
Erkek
%16.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.2 (313)
9
%20.8 (175)
8
%17.1 (144)
7
%11.2 (94)
6
%5.5 (46)
5
%3.2 (27)
4
%1.9 (16)
3
%0.8 (7)
2
%0.8 (7)
1
%1.5 (13)

Kitabın sıralamaları