Zaten her yerde, her şeyde olan Yaradan' a varmak için yola ne gerek var?
Bazen fazla ilgi de organizmanın gelişimini engelleyebiliyor, belki de tembellik yüklüyordu..
Ben demiyorum ki kimyasal dengesizlik diye bir şey yok ve ilaç tehlikelidir..
Kullandığımız sudaki,diş macunundaki florür, yediğimiz domatesin kabuğuna ilaçlamayla bulaştırılmış zehirler yüzünden kimyasal dengemız zaten bozuluyor. Maruz kaldığımız tüm bu zehirler, ki bunlara çocuklarınıza yedirdiğiniz krakerlerden çikolatalara her yerde kullanılan glutamat, aspartat, sistein
gibi beyin hücrelerını öldürdüğü ispatlanmış, onaylanmış aminoasitleri de ekleyın ve hesabı yapın. Depresyonda olmanız için
özellikle dizayn edilmiş bir çevrenin içinde istatistiksel olarak
bugüne kadar bir tek kişiyi bile iyileştirmediği kanıtlanmış bu antidepresanları, psikoterapik ilaçları kullanarak daha da hasta
hale geliyorsunuz. Beyniniz çalışmayınca kontrol edilebilir oluyorsunuz!
Anlamıyor musunuz?! Size yedirdikleri içirdikleri bu
zehirlerle insanlığınızı, iradenizi öldürüyorlar!"
"Ama acı çekiyoruz!" dedi Leyla, ağzından çıkan kelimeleri
kontrol edemeyerek. Zeki karısına sarıldı. Paylaştıkları acıda
sanki bir olmuşlardı.
"Çektiğiniz acının kaynağını sorgulayın, kendinizi uyutmak
yerine çabaya geçin. Size söz veriyorum, iki yıl içinde her şey
değişecek. Acıdan kaçmayın, odaklanın. Acı odaklandığınızda küçülürken, ondan saklanmaya,görmezden gelmeye çalıştığınızda her tarafa yayılır, büyür. Sadece size değil, etrafınızdakı herkese bulaşır, Odaklanın ve anlayın, acı anlaşıldığında huzura dönüşür..
Burası, her gün acıyan milyonlarca insanın şehriydi..
Öyle öğretilmişdi ona. Herkesin yaptığını yapmanın doğru olduğu öğretilmiş, gelişmek için yaratılan beyni, adım adım, dinlediğini uggulamaya teslim olmuşdu..