Okudukça büyür insan derler ya , nasıl da doğru. Okuma gruplarımdan biri olan Kitap Ağacı'nın yılbaşı çekilişinde gencecik, su gibi bir lise öğrencisi kitap kurdu denk geldi bana. Bayılıyorum okuyan gençliğe. Bana Azra Kohen'in Fi Kitabı'nı yolladı yılbaşı hediyesi olarak. Bir kez de buradan teşekkür ediyorum Hacer kardeşime. Elimde Kemal Tahir Esir Şehir üçlemesi olduğu için ancak sıra geldi Fi'ye.
Kitap çok naif bir dille yazılmış teşekkür yazısı ile başlıyor. İnsanın hayatında yaptığı işe saygı duyan ve inanan yakınlarının olması ne hoş. Sonra bu kitabın herkes için değil , asıl değerli olanın bizim için önemsizleştirilmeye çalışıldığını fark etmeye hazır herkes için yazıldığını öğreniyoruz. Ve bu hazır olma hali yanında özel hissetmişlik ile de başlıyoruz okumaya ...
Önce kısaca kim kimdir çıkıyor karşımıza. Ada, Ali, Bilge, Can Manay, Deniz, Doğru, Duru, Eti , Göksel ,Kaya, Özge ve Sadık alfabetik sırada bir kaç kelime ile tanıtılıyor bize. Sayfaları çevirdikçe başta Can Manay olmak üzere her bir karakteri daha yakından tanımaya başlıyoruz. Kimini çok severken , kimilerini merak ediyoruz.
Kitapta Can Manay ve Duru ön planda tutulmuş sanki ikisinin ya da Can'ın Duru'yu elde edişinin hikayesi gibi ama şunu söylemem lazım ki ben kitabı Bilge için okudum. Bilge'ye bayıldım. Onun mücadeleci ruhuna, o sarsak hallerine rağmen içindeki güce. Otistik abisi Doğru'ya hem anne hem baba oluşuna. Of yine bodozlama daldım anlatmaya ama elimde değil. Bilge karakteri beni çok etkiledi. Fi'nin devamı Çi'de ya da henüz çıkmamış olsa da artık yüzlerce kişiyle birlikte benim tarafımdan da merakla beklenen Pi'de umarım Bilge ana karakter olur ve onun hikayesini okuruz.
Şimdi gelelim olan bitene.
Can Manay bir psikolog. Ama öyle sıradan bir psikolog değil.