2005 yılında İngiltere'de yapılan bir çalışmada dört yaşındaki kız ve erkek çocuklar sosyal yetenekleri bakımından karşılaştırıldılar. Bu karşılaştırma diğer çocuklardan kaçının onlarla oynamak istediğine dayandırılan bir popülerlik derecelendirmesi de içeriyordu. Küçük kızlar açık farkla kazandılar.
Araştırmalar, kızların sırayla oynamayı erkeklere göre yirmi kat daha fazla tercih ettiklerini ve oynadıkları oyunların genellikle sevecenliğe ya da iletişime dayalı olduğunu gösteriyor.
Tannen, 2 ile 5 beş yaş arası çocuklarla yapılan deneyler sonucunda kızların genellikle, "Haydi
evcilik oynayalım," gibi birlikte hareket etmeye yönelik cümleler kurduklarını tespit etmiştir. Kızlar, aslında, doğrudan ne yapacaklarını söylemeden başkalarını etkileyerek fikir birliği oluşturmadığı için dil kullanmayı çok erken yaşlarda öğrenirler.
Kız çocukların hayatlarının ilk iki yılında şahit oldukları, sindirdikleri "sinir sistemi ortamı" onların gerçeklik algılarını hayatlarının sonuna kadar etkiler.
Kadın beyni inanılmaz yeteneklerle donatılmıştır: sosyal yetenekler, derin arkadaşlık bağları kurabilmek, yüzleri okumak konusunda neredeyse psişik bir kapasite ve çıkar çatışmalarını
ortadan kaldırabilme yeteneği. Bütün bunlar kadın beyninin yapısında yer alır. Kadınlar bütün bu yeteneklerle doğarken, doğruyu söylemek gerekirse çoğu erkek bunlardan mahrumdur.