"Seni yenmeme gerek yok," diye fısıldadı Locke, Gri Kral'a delice sırıtarak. Kan ve gözyaşı damlaları yüzünde yol yol iz bırakmış, burnu kırılıp dudakları patlamıştı. Dalgalanan görüş alanının kenarları gitgide kararmaktaydı. "Seni yenmeme gerek yok orospu çocuğu. Tek yapmam gereken seni burada tutmak... Jean gelen kadar."
"Size bir ölüm adağı sözü veriyorum kardeşlerim," diye fısıldadı Locke, işini bitirince. "Size tanrıların bile dikkatini çekecek bir ölüm adağı sözü veriyorum. Camorr'un tüm Düklerini ve Capalarını birer fukara gibi hissettirecek bir ölüm adağı. Kandan, altından ve ateşten bir adak. Bizi bir araya toplayan Aza Guilla, bizi barındıran Perelandro ve ruhlarımız tartıldığında parmağını teraziye bastıran Madrabaz Bekçi üstüne yemin ederim. Bizi güvende tutan Zincir'in üstüne yemin ederim. Onun yaptığını yapamadığım için sizden özür dilerim."
"Locke," dedi Nazca, "senin o acayip kalbinin anahtarına sahip tek kadının binlerce kilometre uzakta olduğunu biliyorum. Başka biriyle mutlu olmaktansa onunla perişan olmayı yeğleyeceğini de."
"Fakat sen artık bir Centilmen Piç'sin. 'Centilmen' sözcüğüne dikkatini çekerim. Böyle yemek yemeyi ve böyle yemek yiyenlere ikramda bulunmayı öğreneceksin."
"Neden?"
"Çünkü, Locke Lamora, günün birinde baronlarla, kontlarla ve düklerle yemek yiyeceksin. Her türden tüccarla, amiralle, generalle ve hanımefendiyle de yemek yiyeceksin! Ve bunu yaptığında..." Peder Zincir iki parmağını Locke'un çenesinin altına dayadı ve çocuğun başını kaldırarak göz göze gelmelerini sağladı. "Bunu yaptığında o zavallı ahmaklar bir hırsızla aynı masada oturduklarından zerre kadar kuşkulanmayacaklar."
Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğneyle ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk... çok fazla çalıyor.