... Her zaman olmuş olan şey, bir kez daha olacaktı. Erkeğin şehveti, kızın tatlı aşkını ve kutsal heyecanını öldürmüştü. Karanlığın üzerinde ışıldayan akşam bulutları gibi asılı duran mutluluk, artık, dağılıp parçalanmıştı. Gece tehditkâr, acı dolu sessizliği ve insafsız suskunluğuyla karanlık ve ağır, yükselmeye başladı...
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?