"Alnımızda yazılı olana bir tek harf bile ekleyemeyiz," dedi Berta, Evanjeliklerin Kutsal Kitap'ından alıntı yaparak. "Ama kendimizi güvende hissettirdiği için bu yanılsamayla yaşamayı severiz. Sonunda bu da bir tür seçim; hayatın içindeki değişikliklere hazırlıklı olmamızı engelleyen sahte bir güvenliğe sığınarak dünyayı denetim altında tutacağımıza inanmak budalaca olsa da. En hazırlıksız olduğumuz zamanda bir deprem dağları yıkar; çiçek açan bir ağaca yıldırım düşer, bir av kazası namuslu bir adamın yaşamına son verir."
“Dünya kurulduğunda haksızlık da bir tutamdı. Ama her yeni kuşak, ne önemi var, diye düşünerek biraz daha üstüne ekledi, görün bakın şimdi ne durumdayız.”
İnsanın düşlerini gerçekleştirmesine engel olan iki şey olduğunu anlamıştı: Birincisi, düşlerin zaten asla gerçekleşemeyeceği inancıydı, ikincisi de kader çizgisinin ansızın tersine dönmesiyle bu düşlerin ansızın, en beklenmedik anda gerçekleşebilir olması. Bu gibi anlarda insan nereye götürdüğü belli olmayan bir yola girmekten, bilmediği tehlikelerle dolu bir yaşamdan, alışık olduğu şeylerin bir daha dönmemek üzere kaybolabileceğinden korkar.
İnsanlar hem her şeyin değişmesini isterler hem de her şeyin hiç değişmeden sürüp gitmesini.
“Bir insanın hikâyesi bütün insanlığın hikâyesidir. İyi mi, kötü mü olduğumuzu öğrenmek istiyorum. İyi isek, Tanrı adildir. Yaptığım her şeyi, beni mahvetmeye çalışanlara ettiğim bedduaları, en önemli anlarda aldığım yanlış kararları, hatta şimdi size yaptığım bu öneriyi bile bağışlayacaktır, çünkü beni karanlığın içine iten Tanrı'dır.
Eğer kötüysek, o zaman yaptığımız her şey doğru demektir. O zaman ben hiç yanlış karar almadım demektir, o zaman biz çoktan lanetlenmişizdir, bu hayatta ne yapacağımızın hiç önemi yoktur, çünkü 'kurtuluş', bir insanın düşüncesinin ve davranışının ötesinde yatmaktadır."