mr moosbrugger

mr moosbrugger
@moosbrugger
sevdiğim varlıklar yaratıklardır, şans eseri doğdular.onlarla buluşmam da şans eseri oldu. ölecekler. düşündükleri ,yaptıkları sınırlıdır ve iyiyle kötünün bir karışımıdır. bunu tüm ruhumla bilmeliyim yine de onlara olan sevgimden eksiltmemeliyim. sonlu şeyleri sonlu oldukları şeyde sonsuzca seven tanrıyı taklit etmeliyim. değeri olan her şey bir buluşmanın ürünüdür. o buluşma boyunca sürer ve buluşmuş şeyler ayrıldığında sona erer.budizmin ana fikri budur heraklitosun düşüncesi de. doğrudan tanrıya çıkar.annemi ve babamı buluşturan şans üzerine meditasyon ölüm üzerine olan meditasyondan bile yararlı. kökeni o buluşmada bulunmayan tek bir şey bile mevcut mu bende .sadece tanrı. ancak tanrı düşüncemin kökeni o buluşmadadır. yıldızlar ve çiçeklenen meyve ağaçları: kalıcılık ve aşırı kırılganlık her ikisinede eşit derecede bahşedilmiştir ebediyet. simone weil (şans adlı şiiri)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
diotima, doğru tahmin etmişti. arnheim, kendi, kitaplarını ruhuna inerek okumuş olan bu harika kadının göğüslerinin, insanın yanlış yorumlayamayacağı bir gücün etkisiyle inip kalktığının ayırdına vardığından bu yana, başka zamanlar yabancısı olduğu bir tutukluluğa kapılmıştı.
Bildiğiniz yanıldığınıza yetmiyor
NİŞAN “hane-yi dost kucast / dost’un evi nerede?” atlı sorduğunda gün ağarıyordu gök bi duraladı yoldan geçen adam, dudağındaki ışık dalını toprağın karanlığına attı parmağıyla bir kavak ağacını gösterip eyitti: ağaca varmadan bir bağ yolu var, tanrı’nın düşünden daha yeşil orada aşk, sadakatin tüyleri kadar mavi buluğ çağının ötesine çıkan bu yolun ta dibine git sonra yalnızlık çiçeği semtine sap çiçeğe iki adım kala yeryüzü efsanelerinin ölümsüz çeşmesinde dur üzerine şeffaf bir korku inecek oranın akıp giden samimiyetinde bir hışırtı duyacaksın ve ulu bir çam ağacının tepesinde, nur yuvasından yavru kuş devşirmeye çıkmış bir çocuk göreceksin ona sor: “hane-yi dost kucast / dost’un evi nerede?” Sohrab Sepehri Çeviren: Cemal Kafadar