Beni tarihin en güçlü kelimelerinden üçünü kulağınıza fısıldarken dinleyin. Büyük sanatçılar ve bilim adamları bu kelimelerin gücünü biliyordu. Bu üç kelimenin bütün varlığınızı ve hayatınızın bütün alanlarını sarmasına izin verirseniz, çok ender görülen ölçüde özgün bir hayat yaşarsınız.
Basitleştirin. Basitleştirin. Basitleştirin.
Hayatınızın hangi alanları karmaşık, yığıntılı veya talan hâlinde? Basitleştirmek, netleştirmenin yoludur.
Karmaşıklığı, yığılmaları ve şaşkınlığı kendimiz yarattığımızı anladığımızda ve kabullendiğimizde, ondan kurtulmayı seçmek konusunda da özgürleşiriz. Bir durumun yaratılmasında rolümüz olduğunu kabul etmek, bizi kurban olmaktan kurtarır ve durumun yeniden biçimlendirilmesi açısından bizi güçlendirir.
Bu yığılmaların, karmaşanın ve şaşkınlığın kurbanları değiliz. Bunları kendimiz seçtik ve şimdi yeni bir şey seçme zamanı geldi. Durumu yeniden biçimlendirmenin zamanı geldi.
Özdenetim, ürünlerin, programların ve uzmanların biz satamayacağı şeydir. Özdenetim, kendimize verdiğimiz bir hediyedir ve temeli disiplindir. Onunla doğmayız; sonradan kazanırız. Egzersizle elde edebiliriz. Özdenetim konusunu üç alana odaklayalım: Mizaç, iştah ve tepiler.
Hayatlarımız uzmanlar ve programlarla doldu. Bizler zeki insanlarız. Hayatlarımızdaki uzmanların ve programların yarısına bile ihtiyacımız yok; ihtiyacımız olan şey, disiplindir.
Bütün programlar ve uzmanlar, disiplinin yerine geçirmeye çalıştığımız şeylerdir.
Disiplinin büyük bir kısmı istikrarla ilgilidir. Sağlık, zenginlik, kariyerler, organizasyonlar, ilişkiler; hepsi belli bir süre içinde gelişme göstereceklerse, disiplin gerektirirler.