Bu kez kendini bütünüyle kabullenmenin nasıl bir şey olacağını hayal etti. Yaptığı bütün hataları. Vücudundaki bütün lekelerle izleri. Ulaşamadığı bütün hayalleri ve bütün acılarını. Bastırdığı bütün arzu ve istekleri.
Ama belki de bütün hayatlar böyleydi. Görünüşte en yoğun ve yaşamaya değer hayatları yaşayanlar bile en nihayetinde kendilerini böyle hissediyorlardı belki. Dönemler boyu hayal kırıklığı, tekdüzelik, acı ve rekabetin içinde tek tük birkaç mucize ve güzellik vardı.
"Benim burada ne işim var?" diye düşündüğünüz oldu mu hiç?
Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz
de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla
sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı
sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten
çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini
duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz
onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle
mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız
için kendinize kızgınsınız.
Olmak istediğim her şeyi olmam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. İstediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. İstememin nedeni ne peki? Hayatımda, olası bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin her bir rengini, tonunu ve her çeşidini yaşamak istiyorum.