çünkü insan hayata ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir. nasılsa öyle olduğu gerçeğiyle uzlaşmalı ve bu bilgece davranış için övgü almayacağını, kibirli, egoist, kel ya da göbekli olduğunu bildiği ve buna katlandığı zaman göğsüne madalya takılmayacağını bilmelidir. *insan katlanmak zorundadır* işin bütün sırrı budur. kendi karakterine, kendi tabiatına katlanmak zorundadır.
..
arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. sevdiklerimizin bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız.
genel olarak dostluk diye bir şey var mı bilsek iyi olurdu . hayatlarınını bir döneminde belli konularda aynı şeyleri düşünen, benzer zevkleri, benzer ihtiyaçları olan iki insanın karşılaştıklarında yaşadıkları tesadüf sevini kastetmiyorum. bunların hiçbiri dostluk değil. bazen bunun hayattaki en güçlü bağ ve o nedenle bu kadar nadir olduğunu düşünüyorum.