Hiçbir şey hissetmemeye başladığımda acıya dair adeta özlem duymaya başladım; acı çektiğinizde, en azından yaşadığınızı anlıyordunuz. Mücadele etmeyi, zorla hayatın ve gürültünün içine dalmayı denedim. Yeni müzikhollerden birkaçına tek başıma gittim, her seferinde en öne yakın bir yerde, gürültünün ve kahkahaların ortasında oturdum, gülü oynaya şarkılara eşlik ettim, salonu dolduran neşeyi biraz olsun hissetmeye çalıştım. Ama olmuyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gitmem gerektiğini biliyordum. En azından bir süreliğine bu umuttan vazgeçmem gerektiğini biliyordum. Böylece ayağa kalkıp onu başımla selamlayarak, tek bir söz daha etmeden çekip gittim ve kendimi, geçmişimi, bir otuz yıl daha sır olarak sakladım.
Rahatsızlığım sevmiyordum. Yalnızlaştırıyordu beni. Herhangi bir yalnızlıktan değil, insanın içinde Çöl rüzgârı gibi uğuldayan yalnızlıktan söz ediyorum. Yalnızca sevdiklerimi değil, kendimi de yitirmiştim. Onlarla birlikteyken olduğum insan artık yoktu.
Her şey bir döngüydü. Yavaşça dönerek geçmişe doğru giden bir döngü. Defalarca, tekrar tekrar aynı hataları yapmaya devam eden insanlara duyduğunuz hoşgörü azalmaya başlıyordu. Bir zamanlar nakaratını çok sevdiğiniz ama artık her duyduğunuz da kulaklarınızı parçalamak istediğiniz bir şarkıyı sonsuza kadar dinlemek gibi bir şeydi bu