“İnsan doğası gereği biyolojik, duygusal, zihinsel, sosyal ve aşkın bir varlıktır. Niyetimizin kaynağı açlık, susuzluk gibi biyolojik olabilir; güven ya da sevgi arayışı gibi duygusal olabilir; arkadaşla bir kahve içip sohbet etmek gibi sosyal olabilir ya da aşkınlık boyutunda inancı gereği namaz kılmaz olabilir.
Bir kişinin niyetinin saflığı, niyetinin kaynağını olduğu gibi kabul etmekten ve onu dürüstlükle yaşamaktan geçer. Çocuklarda bunu açık seçik görürsün. Açım diyorsa, açtır. Ama biri aç olmadığı hâlde açım diyerek senden para almaya çalışıyorsa orada saflık yoktur.”
“İyi niyetle kötü davranan ama bunun farkında olmayan insanlardan oluşan bir toplumuz. Niyetimizde kötülük yok. Fakat tarihsel olarak kültürümüzün denetim odaklı korku kültürü olarak geliştiği için çocuğun özünü geliştirme yerine, onun davranışlarını kontrol etmeye, denetlemeye niyet etmiş, önem vermişiz.
Çocuğu geliştirip özgür bir birey olması için çabalamak yerine kalıplayıp emir kulu yapmaya çalışmışız. İşte bu yüzden farkında olmadan çocuklarımızın canını yakıyoruz ve yakmaya da devam ediyoruz.”
“Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş ve bunalmış o kadar insan var ki! Ben onlara “yetişkin çocuklar” diyorum. İçi çocuk ama bedenen yetişkin… Bunlar kötü insanlar değiller ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.”