Prof. Dr. Byron Norton’un çok meşhur bir sözü vardır: “Bir çocuğun üç ebeveyni vardır; birisi annesi, diğeri babası üçüncüsü ise anne ile baba arasındaki iletişim/davranış. Bu üçüncü ebeveyn çok etkilidir.” İşte çocuktan bu üçüncü ebeveyni saklayamazsınız. O, tüm çıplaklığı ile hep kendini ortaya koyar.
Çocuğun üçüncü ebeveyni olan anne babanın evliliğinde, çocuk yavaş yavaş olup biteni yakalamaya başlar:
“Anne, babama niye sarılmıyorsun?”
“Baba, annemi neden öpmüyorsun?”
“Anne, babamla hiç konuşmuyorsun!”
“Baba annemle hiç şakalaşmıyorsun.”
“Neden beraber uyumuyorsunuz?”
“Neden el ele tutuşmuyorsunuz?”
Ve daha nicesi...
Ve sen “Bu onların iyiliği için” adı altında bu sahneyi sürdürdükçe, onların evliliğe olan saygısı, güveni, inancı zedeleniyor.
“Buysa evlilik, evlenmek çok da gerekli değil”i düşünmeye başlıyor.
Sende bu kadar yüksek vicdan ve sorumluluk, karşındakinde de kendini haklı görme ve suçlama varken; sen %100 onay almadan, görevlerini tamamlamadan, ondan onay almadan ayrılamazsın.
Bazıları ilişkiye vicdanlarıyla bağlıdır. Eşine, çocuğuna, kök ailesine, çevresine hatta arkadaşlarına. Fazla vicdanın getirdiği yorgunluk ile hem depresyona müsait hale gelmekte hem de sırtladığı insanlara karşı içten içe öfke ve kaçma duygusu taşımaktadır.
İnsan ancak kendisi olduğu yerde mutludur.
İnsan ancak olduğu gibi kabul gördüğü yerde güvende hisseder.
İnsan ancak korku ile değil, sevgi ile bağlı olduğu kişiye kendini ait hisseder.
Bazılarının hayatında, evet dediğin kadar varsın. Bazılarının hayatında, itaat ettiğin kadar varsın.
İlk hayır dediğinde,
İlk sınır çiziminde,
İlk hakkını aradığında şaşırırsın o gözünde yücelttiğin insana.
Seni nasıl bir hareketle nasıl gözden çıkardığına inanamazsın.
Önce çok üzülür, sonra onun vefasızlığına öfkelenir, ve en son da kendine kızarsın.
Kendine kızarsın çünkü hak etmemişsindir bunu.
Hak etmemişsindir "kendin oldun"diye dışlanmayı.
Hak etmemişsindir seni değersizleştirmesini.
Neyse ki böyle birini kaybetmenin bedelini kendini kazanarak tamamlarsın.
Bu sayede kendini ihmal ettiğini, başkasının memnuniyetine esir ettiğini, kendini onaylamayla beslediğini fark edersin.
Onları affeder, yoluna devam edersin.
Onlar farkında olmadan seni sana kazandırmıştır. Teşekkür edip, hoşça kal diyebilirsin.
Unutma ki, kaybeden değil kaybedilensin.
Bazılarının hayatında, işlerine yaradığın kadar varsın.