Ubeyd

güneşi dürer gibi hayallerimizide dürdük, yılmadan yıkılmadan. bir sığınak aradık, öyle an geldiki araf oldu bize herşey. tutunacak kelimelerimizde kalmadı, farandan süzülen vahiy olmasaydı biz kendimiz yitip gitmiştik, yaşarken dahi...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Âh.. Tek hece.. Bütün lisanlarda aynı olan mana.. Bir Elif, ardından bir He… Allah (c.c.) adının ilk ve son harfi.. Elif ve He ile yanmış aşk.. Zora tahammülü güzel bulanlara değil; Güzele tahammülü zor bulanlara yazgılıdır âh.. Güneşi izleyen bulut, gizleyebilir mi hiç varlığını güneşin; Acıyı saklayan tebessüm, ya saklayabilir mi hiç vücudunu acının? Dokunulunca en ince teline içindeki sızının, Bülbül durabilir mi şeydalanmadan ta mahşer olunca?.. Her nereye bakarsa gördüğü; Ahtır aşkın; âh elinden niyaz için mescide girse dahi.. Minaresi Elif, kubbesi He’dir çünkü camilerin.. Ve hala Elif’in bağrı şerha şerha kan ve hala iki gözü iki çeşme He’nin.. Erbab-ı aşka pîşe heman her gün âhimiş, Her bir nefes ki âh ile geçmez, günah imiş… Ve sözün düğümü; Âh Minel Aşk!..
Bekleyişin ötesinde
Bekleyişin ötesinde... Hırs, öfke ve kin kokuyor yaşamın ringi. Dövüşmenin kuralı yok! Herşey serbest! Yakın temas ya da uzaktan kroşe yumruk... Zenci ya da beyaz, iki insan dövüşür. Ayakta kalansa: yaşam! Ölümün adı: “şike” olsun! Cani ruhlu, yakışıklı bir delikanlıdır hırs. Senaryolaştırılmış yaşamlar, ringin mavi köşesinde kan kusar kovalara. Tere boğulur hırs! Yorgunluğun hipotenüsü! O an anlarız: Hırsla ulaşılan zirvede, ancak ölümle biter mola! Teslimiyetin soğuk nefesi, hep peşindedir onursuz yaşamın! Zirveye ulaşmanın adı: “yaşamın bedeli” olsun! Bekleyişin ötesinde... Duvarlar kadar soğuk, gecekondular kadar yoksuldur gece. Umut derseniz, hep rötarlı tren seferleri... Özlem ise; yoksul mahallelerin umut çocuğu... Bekleyişin adı: “umut” olsun! Barışın ikiz kardeşi!... Siyahtı-beyazdı derken, yaşamın griye dönüştüğü anda eleştiri süzgecinden geçer yaşam. Bilinmezliğin ötesinde çıkılan o yaşam ringinde bekleyen tek olgu ise: 10’a kadar saymaktır sadece. Kurallar derseniz, vicdan tayin etsin.
Havada şimdi bir mevsim dönümü yaşanıyor. Güneş “imdat” istiyor. Gelecek; uzun gecelere gebe. Ama biliriz yine de; Güneş doğduğu için batmaz, yeniden doğmak için batar. Ve bu kez öyle bir havada gelecek ki... Vaz geçmek bir daha asla mümkün olmayacak... Ve şimdi, güneş “imdat” istiyor.
Selamun Aleykum, günaydın...