Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Acelesi yoktu ama insan çocukken hep acelesi varmış gibi hareket etmekte ısrarcı davranırdı. Yürünecek mesafeler için koşar, oturulacak koltuklarda zıplar, her teneffüs terler ve belki de en çok büyümek için acele ederdi."
Bilimde doğruyu, sanatta güzeli, matematikte denklemi, fizikte yörüngeyi aramazdı insanoğlu, aslında aradığı kendisiydi. Her şey tek bir cümleden evrilir, değişir ve gelişirdi:” Bu dünyadaki yerim nedir?”
Zamanın durması ne büyük bir lanet olurdu. Her şeyi anlamlı kılan anıları biriktiren, insanı insan kılan şey zamanın akışı değil miydi? Mutlu hissedilen bir anda durması da farklı değildi. İnsan sonsuza kadar aynı durumu yaşayıp mutlu olabilir miydi? Mutluluğu getiren değişim, dönüşüm ve bilinmeze dair merakın ta kendisiydi.
Çünkü parmak izini oluşturan kıvrımlar, anne karnında maruz kalınan rahim içi basınca ve bebeğin içinde yüzdüğü kesedeki sıvıyla temasa bağlı olarak şekillenirdi. Bir insanın
parmak, avuç, ayak gibi bölgelerdeki kendine has çizgilenmeleri, hamileliğin beşinci ayından itibaren tamamlanmış olurdu.