Milâdî 15. (Hicrî 9.) yüzyılın dev hadis âlimi ve Mısır'ın kadısı İbn Hacer el-Askalânî, gösterişli bir atın üzerinde heybetli ve ihtişamlı bir şekilde bir gün çarşıdan geçerken üstü başı dökülen, her hâliyle perişan olduğu belli olan bir yağ satıcısı Yahudi onun önünü keser ve atının dizgininden tutarak kendisine şöyle sitem eder:
Ey şeyhülislâm! Sen Peygamberinizin "Dünya müminin zin danı, kâfirin cennetidir!" dediğini iddia ediyorsun. Bir benim hâlime bak, bir de kendi hâline! Bu dünya sen mümine nasıl bir zindan ve ben kâfire nasıl bir cennetmiş, söyle!
O büyük âlim ona şu cevabı verir:
Bana Allah'ın âhirette hazırladığı nimetlere nispetle ben şu an zindanda sayılırım! Allah'ın sana âhirette hazırladığı azaba göre de sen burada cennette sayılırsın!
Bir kadının bir erkekten (Hz. Adem'den) doğduğunu görmedin mi, Hz. Meryem'den de bir erkeğin dünyaya geldiğini duymadın mı?
Ey insanlar! Sizi bir tek can(lı)dan yaratan, ondan eşini var eden ve her ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Nisâ, 4/1.
Dünya neyin üzerinde dönüyor? Boş heveslerin! Nedir boş hevesler? Bir yığın dert ve sıkıntı! Bu dünya her an yeni bir kurbanını yakan alevli bir ateştir! Bu yanan ateş iyice alevlendi mi, aslan gibi bir er olarak ondan kaçarsın! Ya bu ateşten aslan gibi yüz çevirir kurtulursun, ya da pervane gibi o ateşte yanar kül olursun! Gece kelebeği (pervane) gibi ateşe tapan kimse, serkeşin tekidir ve burnu büyüktür, yüzden yanması da revadır!
Bu ateş senin önünü de sarmış arkanı da, o yüzden her an o ateşte yanmaman mümkün değil!
Böyle bir ateşin canını yakıp ruhunu perişan etmemesi için, yerinin neresi olması gerektiğine bir bak da tedbirinı alsana!