Hayır diyememek, insanın kendi sınırlarını yavaş yavaş kaybetmesine neden olan bir durumdur. Başkalarını kırmamak ya da yalnız kalmamak için sürekli “evet” demek, zamanla kişinin kendini ikinci plana atmasına yol açar. Oysa her isteği kabul etmek fedakârlık değil, çoğu zaman kendine haksızlıktır. İnsan bazen durup ne istediğini düşünmeli ve gerektiğinde net bir şekilde “hayır” diyebilmelidir. Çünkü gerçek saygı, başkalarını memnun etmekten önce kendi değerini korumaktan geçer.
Bizim kadınlarımızın ne kadar becerikli olduklarını, köylük yerlerde kocalan kahvelerde tavla, iskambil
oynarken tarlalardaki mahsulü onların kaldırdığını, evlerini
çekip çevirmenin yanı sıra çocuklarını doyurmak için yoktan
var ettiklerini de iyi bilirim.
Fedakâr ve kahramandır bizim kadınlarımız.
Şimdi düşünüyorum da belki ben kafamın içindeki sesleri
duymamak için sevmedim yalnız kalmayı. Etrafımı hep dostlarımla doldurdum, onları konuşturdum, hatta bazen zorla
konuşturdum.
Ama şimdi artık o kadar yorgunum ki ne başkasını ne
kendi iç sesimi dinleyecek gücüm var. Nasılsın, rahat mısın,
iyi misin gibi sorulara dahi cevap vermemek için gözlerimi
kapalı tutuyorum. Etrafımda dolanıp duran kadim dostlarım,
ben konuşamasam da ne istediğimi bildiklerinden hatırımı
kırmazlar, diye düşünmüştüm ama heyhat!
Bir gün matematik dersinde hocam beni yanına çağırdı :
Oğlum, her ikimizin de adı Mustafa. Bu bazen karışıklığa sebep oluyor, bundan böyle senin adın Mustafa Kemal
olsun,” dedi.