Gerçekleri saklı tutmak hiçbir koşulda mümkün değildi. Sorularla izleri bulunabilir, işkenceyle canını çıkartarak içerikleri öğrenilebilirdi. Ama kişi canlı kalmayı değil, insan kalmayı becerirse tüm bunlar neyi değiştirebilirdi ki? Duygularını değiştiremezlerdi, gerçi istesen dahi sende değiştiremezdin duygularını. Yaptığın, söylediğin ya da düşündüğün her şeyi en ufak ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi, ama işleyişi senin için bile gizemli olan kalbinin içindekilere dokunamazlardı.
Beş kapiğe satarım ben dünyayı... Bana 'Dünyanın batmasını mı yeğlersin, yoksa çay içmemeyi mi?' diye sorsalar, her zaman çay içebilmem için, 'Dünyanın batmasını' derim.