Gönlüm şiirine sevdalı, sen şiirin de canına kastediyorsun
Yüreğimin kıpır kıpır kanatları adını anarken, sen kanatlarıma da kastediyorsun
Yağmuru, rüzgarı gölgede bırakıyor serinliğin, sen yağmuruma, serinliğime kastediyorsun
Dünya bir hengamedir sen dinginlik veren iklimsin, iklimime de kastediyorsun
Bulanmış tüm suları nehirlerin, yakılmış yıkılmış ormanları; sen suyumsun, uçsuz bucaksız ormanımsın, suyuma ormanıma kastediyorsun
Gücün tükenmiş biliyorum, ellerin yorgun, düşüncelerin çıkmazda; ellerine, düşüncelerine can olmak isteyen avucundaki yüreğime kastediyorsun
Ne esrar aradım ne mucize bekledim senden, iyileştirmenin yollarını aradım arıyorum seni, sen mucizeme, yollarıma kastediyorsun
Bir gülüşüne ömrümü vermeye hazırım, sen gülüşe de ömrüme de kastediyorsun
Bilmiyor musun vazgeçmem sevgimden, yaralasan da bin kez, sen sevgime kastediyorsun
Dilim susar bir gün konuşmaz olur,
kalbim atmaz gözlerim görmez olur,
işte o zaman toplar tüm bu kastlarını bir buket yapar kabrimmiş gibi denize bırakırsın.
Sen kabrime de denize de kastediyorsun...
Bişnev...
Aldığım soluğun farkındayım, baktığımdan daha öteye bakıyor ve böylece bataklığın içinde açan çiçekleri görebiliyorum. karşıma çamur da çıksa arkasındaki mucizeme odaklanıyor ve onu sevgiyle kucaklıyorum.
"Bu noktaya gelmem kolay olmadı".
"Neymiş o geldiğin nokta?"
"Ben ona gelmedim. O bana geldi", dedi. "Mucizem".
"Nasıl bir mucizeymiş bu?"
"Söyleyemem. Sadece bana ait. Söylersem, kanatları kaybolur. O yüzden bu şarkıyı, bu hayattaki en büyük mucizeme armağan ediyorum".
"Çok romantiksin, Ahuzar".
"Hayır, sadece varlığına minnettarım".
"O zaman mucizene ne diyoruz?"
"Göksel, Gittiğinde, diyor, İbrahim".