Azra Demir

İtisam/Tevfik/İnabet
Psikolojik açıdan itisam ümidin(reca) uyanışına (ip, yani çıkış umudu var), tevfik güvenin pekişmesine (bkz. itminam), inabet ise sürecin sürekliliğine işaret eder. Özellikle tüm hayat umudunun yitirildiği depresif durumlarda bu üç hal, hızır gibi yetişip kişinin derdine derman olabilir.
Sayfa 233·Kitabı okuyor
Reklam
Hilm
Rabbimizin Halim isminin tecellisi, kalbi yumuşaklık manasına gelir. Sekine haliyle beraber ortaya çıkan ve tüm benliği kuşatan, çok güçlü bir yumuşaklık halidir. Tevazu ve muhabbet ile içe içedir. Sanki hilm tecelli ettiğinde insan, olduğundan yüzlerce kilo daha ağır durumdadır. Çevredeki insanlar, hatta hayvanlar da bu hali hisseder. En öfkeli insan, söz dinler hale gelir; en azgın köpek, kuzu gibi olur. Mecazi olarak, insan başta olmak üzere tüm canlı varlıkların sanki bir fırtına içerisinde yaşadıklarını tasavvur etsek (düalizm aleminin bitmeyen kavgası, fırtınası) bilaistisna her varlık, bu fırtınanın gözünde, rüzgarın sıfıra düştüğü alana girmek ister. Bu alanda kavga biter, zıt duygular ve haller birleşir; sonsuz bir esenlik, barış ve muhabbet hali başlar. İşte bu halde aksiyon, çok değişik bir kalite kazanır. Ses yumuşar, beden dili daha estetik bir hale dönüşür, itidal ve temkin yerleşir; ama her şeyden önemlisi, tüm varlığa yönelik bir muhabbet hasıl olur. Güzel bir tasavvuf geleneği vardır; herhangi bir nesne, ele alındığında veya başkasına verildiğinde, hafifçe öpülerek verilir. Bu jest, yaşayan ve yaşamayan tüm varlığa yönelik bir huşu ile ilintili bir sevginin tezahürüdür. ... Her insanın derununda taşıdığı bu asli potansiyele bir de nefs psikolojisi açısından bakarsak, hilm halinin karşı kutbunda öfke ve nefret gibi duyguların yattığını görürüz. Dış dünyaya karşı yaşadığımız öfkenin bilinçdışındaki nedeni ise, çoğu zaman ifade edemediğimiz bir kaygıdır. İşte bu kaygı azaldığı ve barış, huzur ve esenlik tüm benliğimizi sardığı zaman, insan ve eşya ile sürdürdüğümüz kavga biter ve hilm halini yaşarız.
Fikir Beyan Hürryeti
Halife Harun er Reşid, Muvatta isimli eserini Kabe-i Muazzama'ya asıp, herkesin bununla amel etmesini emredeceğini söylediği zaman, İmam Malik bunu fikir hürriyetine aykırı bularak reddetmişti.
Sayfa 241·Kitabı okuyor
Fikir Beyan Hürriyeti
Yavuz Sultan Selim gibi celalli padişahlara bile şeyhülislamların serbestçe fikir beyan ettikleri, padişahın buna karşı çıkmak şöyle dursun, hüsnü kabul gösterdiği meşhurdur. Hele meddahların, ortaoyuncuların, hayalilerin mizahi bir dille hükümet icraatlarını tenkid ettikleri; devlet adamlarının bunları tolerans ile karşıladıkları çok bilinen bir keyfiyettir.
Sayfa 229·Kitabı okuyor

Azra Demir

, bir kitabı okumaya başladı
Ekrem Buğra Ekinci
8.6/10 · 35 okunma
Reklam