esra k., bir alıntı ekledi.
07 May 06:38 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Batı'da insanlar vardır, bilerek dini reddederler. Vaftiz bile edilmemiştir, fakat Hıristiyanlığı bilir. Burada korkunç bir cehalet hâkim. Yani muhafazakârlık veya ilericilik aslında alternatifini bilerek, onu bilinçli olarak reddetmekten geçer. Yoksa din kültürüyle hiç alakası olmayan bir adamın ilerici olması çok da önemli değildir.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 62 - Profil)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 62 - Profil)
Alper T., İslam'da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü'ü inceledi.
06 May 12:47 · Kitabı okudu · 156 günde · Puan vermedi

Çok sevdiğim bir arkadaşın kütüphanesinde görmüştüm bu kitabı, yazar üzerine ve kitap üzerine o kadar heyecanlı konuşuyordu ki “Bu kitabı okumalıyım” diye içimden geçirdim. İçimden geçirdiğim kelimeleri meğerse dıştan da söylemişim. Önce arkadaştan zorla kitabı aldım okuyacağım diye, sonra baktım kütüphanemde yer alması gereken bir eser, kendime de bir tane sipariş ettim.
Cengiz ÖZAKINCI araştırmacı yazar kimliğinin ete kemiğe bürünmüş halidir.
-Türkiye’nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı
- İBLİSİN KIBLESİ United States Of İrtica
- Dünden Bugüne Türklerde DİL ve DİN
- Amerikan İmparatorluğunun Sonu EURO-DOLAR SAVAŞI
gibi araştırma kitaplarının yanında
-Münevver
-Neveser
gibi romanları da bulunmaktadır.
Yazarın akıcı bir dili olmakla birlikte savlarını belgelerle destekleyerek farazi konuşmadığını açık ediyor bizlere. Daha önceleri başka yayınevlerinde çıkan kitaplarını, artık kendi yayınevi olan “Otopsi Yayınları” altında basmaktadır. Aynı zamanda “Bütün Dünya” dergisinde yazılarına rastlayabilirsiniz.
Kitaba gelince; ilk bölümde yazar bazı kavramlara açıklık getiriyor. İlericilik, gericilik, muhafazakârlık gibi kavramları nasıl kullandığımızı ve aslında ne manaya geldiklerini hiç sıkmadan anlatması ile kitabın içine çekiyor bizleri.
“İlerici olsun, gerici olsun, tutucu olsun genellikle bütün ideolojiler kendilerine geçmişte bir kök arar, geçmişte düşlerinin gerçekleşmiş olduğu bir dönem yaşandığı savını ortaya atar; bir yitirilmiş cennet imgesi yaratır ve geçmişte yitirilmiş olan o cennet düzeni yeniden ve daha üst düzeyde kurmayı bir ülkü olarak gösterir (Syf.46)” ifadesinde yer alan Yitirilmiş Cennet olgusu bütün dinler ve birçok ideoloji tarafından nasıl oluşturulduğu, belgeler dahlinde anlatılıyor.
İlerleyen bölümlerde bütün semavi dinlerin ve hatta çok tanrılı dinlerin gerici düşünceleri, bu gerici düşünceleri uygularken kullandıkları zorlamalar ve katliamlar, dinlerin bilimle tartılması genel olarak anlatılmaya çalışılıyor. Tabi ki yine belgelerle..
Asıl, kitabın ismine dair (İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü) mevzular ilgi çekici ve hayret verici bir şekilde yazarın kaleminden dökülüyor. İslam’ın VIII-XII yüzyılları arasında yaşamış olduğu bilimsel devrimlerin kökenini yazar; Eski Yunan ve Yakındoğu öğretilerini baz alan usa dayalı bilimciliği savunan Mutezile görüşünün İslam Devletleri tarafından benimsenmesi ve bu görüşe dair medreselerin açılıp, eğitimin us yürütme (mantık) üzerine inşa edilmesi olarak gösteriyor.
Eski Yunan düşünürlerinin bilimsel bilgi ve deneyimlerini Hristiyan olduktan sonra şeytanlaştıran Batı, Aydınlanma çağında özellikle Endülüs’te bulunan İslam âlimleri tarafından öğrenmeleri oldukça ironik.
İslam’da Akılcılığa karşı devrim Gazzali nezdinde ortaya çıkıyor. Çöküşün etmenlerinden en önemlisini Haçlı saldırıları olarak gören yazar; Haçlı saldırılarının yakıp yıkmasından çok haçlı saldırılarına karşı duracak itaatkar Müslüman halkın olmamasından kaynaklı olduğuna dem vuruyor. Çünkü o dönem, bilime ve sanata kendini adamış halkı ikna etmek hamasi ve dini propaganda ile başarılı olamıyor. Din adına savaşacak insanları bulmakta zorlanıyorlar. Tam tersi durum Haçlı ordularında mevcut, Bilimden ve sanattan uzak milletleri Papa rahatlıkla dini kullanarak bir araya getirebilmiş. Bunu gören İslam devletleri Sufiliği kullanarak insanları din adına bir araya getirmeye çalışmıştır. Gazzali özelinde yürütülen bu çalışmalar, us yürütmenin dinsel inançları olumsuz yönde etkilediği görüşünü kabul edip yaymaya başladılar.
Bilimsel Yükseliş ve Çöküşün sebeplerini, sonuçlarını ve bilimin gerekliliğini kitabın birçok yerinde görebiliyoruz. Yazar, tekrarlardan kaçamamış ve birçok yerde bazı hususları defa ker anlatmak durumunda kalmış. Ancak ben, yazarın bu tekrarlamaları özellikle yaptığını düşünüyorum. Çünkü yineleyip daha fazla etki yapması ve akılda daha çok yer etmesini istemiş olabilir yazar.
Kitabı çok seveceğinize ve birçok karanlık konuyu aydınlatacağına eminim.
Not: Haddim olmayarak, Editöryel açıdan tekrar incelenmesi gerekiyor kanımca.
• Hangi yönetim biçimi kişilerin düşünce üretme yetilerinin özgürce gelişimine köstek oluyorsa, o yönetim biçimi gericidir. (Syf.35)
• Form, Biçim demektir.
Deform, ilk biçimin bozulması demektir.
Reform ise, özgün, bozulmamış, ilk biçime geri dönülmesi demektir. (Syf.55)
• “Tarihsel açıdan insan bilimle dini anlaşmaz iki kutup olarak görebilir… Ama ben, “kozmik din duygusu” nun bilimsel araştırmada en güçlü ve en soylu itme gücü olduğuna inanıyorum…” Albert Einstein (Syf.127)
• ....ilerleme, yalnızca bilimsel düşünceyle özgür araştırmaların yapılabildiği, bir önceki kuşağın ürettiği bilgileri bir sonraki kuşağa özgürce aktarabildiği, yabancı toplumların bilgi ve deneyimlerinin çeviri yoluyla edinilebildiği, yeryüzünde o an için var olan en ileri bilimsel bilgilere ulaşılabildiği ortamlarda ve toplumlarda gerçekleşir. (Syf.310)
• Nesturiler ve Nesturilikten Müslümanlığa geçip kendi inançlarını Müslüman adı altında sürdürmeye çalışanlar, Müslüman Araplarca ayrıntıya ilişkin tartışmalara sürüklendikçe, onlara öğretisini koruya geldikleri Aristoteles, vb. gibi Eski Yunanistan-Yakındoğu düşünürlerinin us yürütme yöntemlerini kullanarak karşı çıkmaya başladılar. Müslümanlar bu tartışmalarda Eski Yunanistan düşünürlerinin us yürütme yöntemlerine toslayınca, us yürütme(mantık) bilimini öğrenip kullanmaksızın onları alt edemeyeceklerini anlayarak, Aristoteles, vb. gibi Kur’an öncesi dönem düşünürlerinin yapıtlarını okuyup öğrenmek zorunda kaldılar ve sonunda, Müslüman Arapların da kendi inançlarını Aristoteles’in mantığına uydurarak karşıtlarına benimsetmeye çalıştığı, onları kendi yöntemleriyle vurdukları çok ince tartışmalar oldu.(Syf.336)
• Ey kara cübbeli!.. Senin gündüzün gece
Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere.
Onlar Yaradan’ın Sanatı peşindeler;
Senin aklın fikrin abdest bozan şeylerde!..
Ömer Hayyam (Syf.371)
• “Herkes saygı görmek için üztüne güzel giysiler giyer; gelgelelim akıllı ve bilgili kimsenin saygı görmek için güzel giysiye gereksinimi yoktur, o salt usuyla bilgisiyle saygı değer olur.”
Yusuf Has Hacib (Syf.391)

• İnanç ruhun meyvesidir; bedenin değil. O yüzden birini inanca götürmek isteyen kişinin ihtiyacı, iyi konuşma ve doğru düşünme yeteneğidir; şiddet ve tehdit değil…
Papa XVI Benedict (Syf.433)

Zana Arslan, bir alıntı ekledi.
29 Nis 18:19 · Kitabı okuyor

Muhafazakârlık
"İçinde değişme ve dönüşme dinamikleri olmayan, mevcut degişimi ancak işlevcilikle açıklamaya çalışan kapalı bir sistemden söz ediyoruz."

Modern Siyasal İdeolojiler, Birsen ÖrsModern Siyasal İdeolojiler, Birsen Örs
Whats in my library?, bir alıntı ekledi.
27 Nis 15:40 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

2023’te 100.yaşına basacak olan Türkiye Cumhuriyetinin yakın geleceği için bir ABD üniversitesince bir rapor hazırlatıldığı, raporda yer alan birkaç senaryodan en olası görülen ilkinde şöyle denildiği bildiriliyor: “Cumhuriyetin 100. yıldönümünü kutlayan Türkiye Atatürk’ün hedeflediğinden çok daha muhafazakar bir ülkedir. Şeriat ile yönetilmez, ancak İslami muhafazakarlık yerleşik baskın bir güce dönüşmüştür. 2011 seçimlerini yine AKP kazanır. CHP marjinalleşir. 2011’de Abdullah Gül Anayasa Mahkemesine İslami yönlü yargıçlar atar. 2014’te halk arasında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Tayyip Erdoğan kazanarak cumhurbaşkanı olur. Erdoğan 2019’da yeniden cımhurbaşkanı seçilir.”

Sivil Darbe, Ataol Behramoğlu (Sayfa 107 - Kırmızıkedi)Sivil Darbe, Ataol Behramoğlu (Sayfa 107 - Kırmızıkedi)
çağrı keser, bir alıntı ekledi.
15 Nis 10:22 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ne demek muhafazakârlık?
Bilgisine itimat ettiğim bir akademisyen arkadaş şöyle tarif etti: ''İhtilalvâri köklü değiikliklere tepki, eski kurum, gelenek ve teamülleri muhafaza, mordernleşme karşıtlığı, kültürel ihyacılık gibi ana yönelişleri olan ideolojik ve siyasi akım.

Türk muhafazakarlığı esas olarak kültürel unsurlara yaslanır. Bilim ve teknoloji hayranlığı, taraftarlığı manasında kalkınmacı, değişimci ve modernisttir. Devlete bağlı fakat iktisadi olarak devletçiliğe mesafelidir.
Tarif ve tahkilde zorlandığı belli. Çünkü tek bir muhafazakarlık yok. Çeşitlenmiş bu. Bakınız, ''Türk muhafazakarlığı'' diyor. Demek başkalarının da böyle eğilimleri var.
Bence ayırt edici bir vasıf değil. Bunun yerinedaha sağlam bir kavram kullanılmalı. O da herhalde dindarlıktır. Dindar olunca '' Türk muhafazakarlığı'' hapı yutuyor. Hem dindar, hem modernist nasıl olacak? Dindarlık iman, inanç ve itikatla ilgili. Bir de işin amel tarafı var. Az olabilir, çok olabilir. Mesela babamın dindarlığı. Orucunu tutar, cumadan cumaya camiye gider. Bazılarının ''Cuma Müslümanı'' dediği cinsten.

Huzursuz Bacak, Mustafa Kutlu (Sayfa 52)Huzursuz Bacak, Mustafa Kutlu (Sayfa 52)
Selman Akalan, bir alıntı ekledi.
15 Nis 02:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Toplum, muhafazakarlık görevini yerine getirmek için çok kez bu insanları asıp kesiyor ya da her türlü hareket imkanından mahrum ediyor. Ama yine aynı toplum, bir nesil sonra bu astığı insanların anıtını dikip, onlara tapıyor...

Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 299)Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 299)
Emre Kandemir, Allah'ını Seven Defanstan Ayrılmasın'ı inceledi.
09 Nis 11:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Dünyaya bakış açımı, hayatı algılayış biçimimi, Muhafazakarlık denilen düşünce sistemimi değiştiren kitap ve yazardır. MB’nin Mizahi yaklaşımı ve üslubu kitabı daha eğlenceli ve daha düşündürücü hale getirmektedir.

Müslüman = Muhafazakar demek değildir!
müslüman devrimcidir, muhafazakar statükocudur; müslüman hakkı ve adaleti korur, muhafazakar sistemi ve devleti korur; müslüman mazlumu tutar, muhafazakar gücü tutar; müslüman aktiftir, muhafazakar pasiftir.

müslümanlıkla muhafazakarlık aynı şey değildir.

karıştırmayalım.

Abdullah Naci

Jürgen Habermas, Modernlik: Tamamlanmamış Bir Proje
"Yeni-muhafazakarlık, ekonomi ve toplumun iyi kötü başarılı kapitalist modernleşmesinin rahatsız edici yüklerini kültürel modernizmin sırtına yükler. Yeni-muhafazakar öğreti, bir yanda, iyi karşılanan topluma ilişkin modernleşme süreci ile öte yanda -üzüntüyle karşılanan- kültürel gelişme arasındaki ilişkiyi bulandırır. Yeni-muahafazakar, çalışma, tüketim, başarı ve işsizliğe karşı değişen tavırlar için, ekonomik ve sosyal nedenler aramaz. Sonuç olarak da bütün sayacaklarımın sorumluluğunu -hedonizm, sosyal kimliğin yokluğu, itaat noksanlığı, narsisizm, statü ve başarı yarışından çekilme- "kültür" alanına yükler. Gerçekte ise, kültür, bütün bu problemlerin yaratılmasına, sadece oldukça dolaylı ve aracılı bir yoldan katılır."