Muhammed

Muhammed
@muhammedhkl20
Tiyatrocu, Tercümanı Basketbol Hakemi Kendi halinde bir yazar İçimde fırtına, dışımda sükûnet. Söyleyemediklerimi yazıyorum.
19 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
@muhammedhkl20·
·
sabitlendi
Cumhuriyet üniversitesi salonu doluydu; onu görmek isteyen kalpler, orada bir araya gelmişti. O akşam başlayan buluşma, sıradan bir söyleşiden çok daha fazlasına dönüştü. Muhammed Karababa sahneye çıktığında, aslında hepimizin içinde taşıdığı ama çoğu zaman görmezden geldiği bir yere dokundu. “İçimizdeki çocukla konuşmak.” Belki de en çok bu cümle kaldı akıllarda. Ona şimdi ne söylemek isterdik?” diye sorduğunda, salondaki herkes kendi içine döndü. Herkesin cevabı başkaydı ama his ortaktı. Kimimiz geç kalmış bir sarılmayı düşündü, kimimiz hiç söylenmemiş cümleleri. İlişkilere dair söyledikleri ise içimizde başka bir kapı araladı. Şiddetsiz iletişimden bahsederken, anlamanın, yargılamadan dinlemenin ve olduğu gibi kabul etmenin, sevginin en derin ve en sahici hali olduğunu bir kez daha hatırladık. Dinlerken de, yargılarken de aslında kendimize ayna tuttuğumuzu fark ettik. İnsan nereye giderse gitsin, aslında kendi iç dünyasını da beraberinde taşır. Bazen karşılaştığımız insanlar, olaylar ve duygular bize dışarıdan görünse de, onları yorumlama biçimimiz iç dünyamızla yakından ilişkilidir. Bu yüzden başkalarına yönelttiğimiz yargılar, çoğu zaman kendimizde görmekte zorlandığımız ya da kabul edemediğimiz yönlerimizin bir yansıması olabilir. İnsan, farkında olmadan kendi iç aynasında dünyayı yeniden şekillendirir. Belki de en önemli yolculuk, dışarıda değil; insanın kendi içine doğru yaptığı yolculuktur. Ve gece, Sezen Aksu’nun bir şarkısıyla son buldu. Ya da öyle sandık. Ve
Reklam
Yeni bir duyguyla tanıştım: Yetersiz hissetmek. İnsan bazen bunun ne kadar ağır bir duygu olduğunu yaşamadan anlayamıyor. Bugün ilk defa kendimi o kadar çaresiz, o kadar yetersiz hissettim ki. Sanki ne söylesem eksik kaldı. Ne yapsam yetmedi. Ne kadar çabalarsam çabalayayım, ulaşmak istediğim yere bir adım bile yaklaşamamışım gibi geldi. En kötüsü de şu oldu: Bir başkasına değil, kendime karşı yetersiz hissettim. Kendi beklentilerimin altında kaldığımı düşündüm. Kendi gözümde küçüldüm sanki. O an anladım. Yetersizlik hissi, insanın omuzlarına görünmez bir yük bırakıyor. Kimse fark etmiyor belki ama insan kendi içinde sessizce savaşıyor. Fakat biraz durup düşündüğümde başka bir şey daha fark ettim. Belki de mesele gerçekten yetersiz olmak değildi. Belki sadece insan olmaktı.
Türk İşaret Dili Bayramı Kutlu Olsun
Türk İşaret Dili Bayramı kutlu olsun! İşaret dili; iletişimin, eşitliğin ve anlayışın güçlü bir köprüsüdür. Her bireyin kendini özgürce ifade edebildiği, engellerin değil fırsatların konuşulduğu bir toplum için işaret dilinin önemini unutmamalıyız. Farklılıklarımızla güçlüyüz, iletişimle biriz. Türk İşaret Dili Bayramı'nı kutluyor, işitme engelli bireylerin yaşamın her alanında eşit ve erişilebilir imkanlara sahip olduğu bir gelecek diliyoruz.
Merhaba dostum ben Muhammed
Merhaba dostum. Ben Muhammed. Ben hikâyemi konuşarak değil, yazarak anlatmayı seçenlerdenim. Çünkü bazı duygular vardır; dile geldiğinde eksilir, kelimelere döküldüğünde ise gerçek anlamını bulur. Ben sustuğum zamanlarda da konuştum aslında. Bir defterin arasında, bir kitabın kenarında, gecenin en sessiz saatlerinde kurduğum cümlelerde. Kimsenin duymadığı sesimi, satırlara emanet ettim. Çünkü bazen insan, anlatamadıklarını yazar. Kırıldığı yerleri, özlediklerini, kaybettiklerini, yarım kalan hikâyelerini. Ben de öyle yaptım. Her satırın içinde biraz hüzün, biraz umut, biraz da kendim var. Belki okuduğun cümlelerde bir vedaya rastlayacaksın. Belki bir özleme. Belki de yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir insanın izlerine. Ama şunu bil dostum;
Kendi masalımda figüran seçildim. Ne garip bir cümle değil mi? Bir ömrü yaşarken, bir gün dönüp arkana bakıyorsun ve fark ediyorsun ki; başrolünde olman gereken hikâyede, kendine sadece küçük bir yer vermişsin. Hep başkalarının mutluluğunu önemsemişsin. Başkalarının hayallerine alkış tutmuş, başkalarının yaralarını sarmış, başkalarının hikâyelerinde kahraman olmaya çalışmışsın. Ama sıra sana geldiğinde. Kendini beklemeye bırakmışsın. Bir gün aynaya baktım ve şunu fark ettim: Ben kendi masalımda figüran seçilmişim. Kendi isteklerimi ertelemiş, kendi duygularımı susturmuş, kendi hayallerimi bir köşeye bırakmışım. Herkese yer açarken kendime yer bırakmamışım. Oysa bu hayat benimdi. Bu hikâyenin kahramanı olmam gerekirken, sahnenin en arkasında durmuşum. Kendi sesimi duymak yerine başkalarının seslerini dinlemişim. Ama artık anlıyorum. İnsan bazen kaybolarak kendini buluyor.
Reklam