Başka araştırmalar da yapıldı ama tüm
dünyada şimdiye kadar üçüncü bir cinsiyet olduğunu kanıtlayan veya destekleyen hiçbir bulgu elde edilemedi. Yani böylece cinsiyetin kadin (XX kromozomu) ve erkek (XY kromozomu) olmak üzere yalnızca iki tür olduğu, "bilimsel" olarak teyit edidi.
Farklı bilimsel makaleler üzerinden eşcinselliğin genetik kaynaklı olmadığını ve şahsen talep edenlere yönelik tedavisinin mümkün olduğunu açıklıyordum.
Özellikle biz psikiyatristlerin özel bir mecrasında âdeta linç edildim, alaya alındım, hakarete uğradım. Beni en fazla üzen ise en edepli tabiri ile bu "şaşkın" meslektaşlarımın saldırısı degil, bu mecrada aklıselim olan, benim gibi işin gerçeğini bilen arkadaşların sessizliği oldu.
İnsanlık; tabii, fıtri (yartılıştan) yapısından gelen kadim bir "savunma duvarı'na sahiptir. Medeniyetler arasında farklılıklar olsa bile akıl, mantık, aklıselim (sağduyu, common sense), vicdan diye tanımlanan bu yapı bizi belirli müştereklerde birleştirir.
…
İşte bu "duvar" yıkılırsa, insanın düşemeyeceği rezillik yok gibi görünüyor. Eşcinselliğin normallik,
hatta iftihar edilecek bir davranış olarak anlaşılması da, öncelikle bu duvarı yıkacağa benziyor.
Dikat buyurun, eş güdümlü olarak farklı cepheler üzerinden, bilimsellik kamuflajı altında, nakış yapar gibi, bir İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Projesi uygulanmaktadır.