İslami kesimde hep çocuğun anne babaya asi olmamasına vurgu yapılır. Oysa Peygamberimiz söyle buyurmuştur:
"Çocuğunun kendisine iyi davranmasında ona yardımcı olan babaya Allah rahmetini bol kılsın.”
Çocuk bize 99 esma ile verilir. Tertemizdir, hatasızdır, kusursuzdur. Onun için bebeğe melek deriz. Nasıl olur da ebeveyn birdenbire bir melek ile anlaşamama durumuna düşer. Aslında çocuğun yüz kapısı vardır. Ebeveynle çocuğun bir kapısında çekişme olabilir. Ebeveyn o kapıya yüklenir. Çocuğun yüzümüze kapatilan o kapısı ebeveynin sınavıdır. O kapıyı açmak için çocukla didişmek yerine, o anlık o huyunu bırakmak, durmak, beklemek, diğer kapılardan o kapıya ulaşmaya çalışmak. Çocuğun bizim olmadığını anlamak. Huyu da bizim değil, ahlâki da.
Aynen bizim istediğimiz gibi olacak degil. O bir kul, o da sınavına yürüyor. O yürüyüşte ellerden tutandır anne baba.
Peygamberimiz, Allah'ın tüm isimlerinin bir insan ruhunda nasıl yansıyacağının öğretmenliğini yaparken bir insanın davranışlarında esmaya nasıl ayna olacağını da öğretmiştir. İşte bu bütünlükte çıkan şey güzel ahlâktir.Terbiye denen ögreti de budur. Ruhta yansıyan esmaya perde olmamaktır.
İnsan, Allah'ın tüm isimlerini yansıtır şekilde yaratıldı.
Bu yansıtma eyleminde peygamberler ögretmenlik yaptı. Esma fillerde, duygularda, kalpte ve huyda yansıdı.
İnsaniyet güzel ahlâk ile belirlenirdi. Bu bakımdan Allah, tüm insanlan ahlâkı en güzel şekilde yarattı. Her çocugun Müslüman olarak dolduğu belirtildi. Her çocuk selim yaratılış ile doğardı. Bu, güzel ahlâk üzere dogar manasını içermekteydi. Bu bakımdan çocuk egitimi, çocuğun terbiyesi için degil çocuğun terbiyesiz edilmemesi için gerekirdi.