Bazı kişiler anne baba tarafından dışlamak büyür. Evde bir hata veya yanlış bir șey yaptıklarında, anne baba çocuğa "senin yüzünden" mesajinı verir. Ve çocuk șunu öğrenir: "Hata yapmamalıyım. Yanlş yapmamalıyım, annemi, babamı üzüyorum." Evde bir
problem olduğunda, "Hepsi benim yüzümden. Ben kötüyüm.
ben yanlışım! Bașıma bir șey geliyorsa nedeni benim hatalarım. Ben sevilmeyecek biriyim, ben değersizim!" demeye başlar.
Ve bu söylemleri bilinçdışında o kadar büyütür ki kendi bir
hata yaptığında asla kendine imtiyaz tanımadığı gibi, fırsat da
vermez, hoşgörülü de olmaz. O nedenle başkalarına karşı da așırı hosgörülü olmaya başlar. Dengeyi sağlayamaz. Bunun da altında yatan sevilme ve kabul görme ihtiyacıdır.
her şey ilahi boyutta buluşuyorsa, göndericiden eminseniz gönderdiği her șeyden de emin olmaya başlıyorsunuz. Ve zamanla şuna inanmaya başlıyorsunuz: "Allah hayatıma insan,
esya, madde, olay olarak neyi göndermiş olursa olsun benim faydam için göndermiş. Ama ben bazılarını kullanmayı, değerlendirmeyi. anlamayı başaramamışım." Çünkü,
Yaratıcı yarattığına zulmetmek istemez ama yaratılan, ihtiyaçlarından ve
Çıkarlarından dolayı zulmü birbirine yapandı.
eğer Allah'a gerçekten șükretmek istiyorsanız sevdiğiniz șeyleri artırın, çünkü ilahi mertebedeki karşılığı şükürdür. Ve neyi seviyorsanız onun
şunu da dua ederek yaparız: "Allahım sana şükürler olsun annem var, sevdiğim var, param var, sağlığım var!" Demek ki
insanın kendisini ve çevresindekileri sevmesi Rabbinin katında
şükre dönüşüyor, ama şükretmeyi bilmeyen kişinin bu dünyadaki sevgisi tamamen egoistçe ve narsistçe olur.
Dünyada gözünűzle, kulağınızla, beș duyunuzla, ruhunuzla neyi seviyorsanız çoğalsın diye teșekkür edersiniz. Hepsine bakıp arka planda ilahi gücü görüyorsanız, ona şükrediyorsu-
nuzdur.