Münakaşa ve Tartışma
Hz. Ömer şöyle demiştir: "Sakın üç şey için ilmi öğrenme: 1. Halkla mücadele etmek için, 2. Onunla böbürlenmek için, 3. Riyâkârlık yapmak için, Üç şey içinde ilmi bırakma: 1. İlmi öğrenmekten utanmak için, 2. İlmi kıymetsiz saymak için, 3. İlim yerine cahilliğe razı olmak için."
Sayfa 46 - Ravza·Kitabı okuyor
Alıntı
itiraz ve münakaşa etmek
ilmi şu üç şey için öğrenme: 1.Halkla mücadele etmek için. 2.Onunla böbürlenmek için. 3.Riyakarlık yapmak için. Üç şey içinde ilmi bırakma: 1. İlmi öğrenmekten utanmak için. 2.İlmi kıymetsiz saymak için. 3. İlim yerine cahilliğe razı olmak için. (Hz.Ömer)
1000Kitap
Sakın konuşurken, insanlarla mücadele ve münakaşa etme. Çünkü onda muhatabı techil (bilgisiz göstermel ve tahcil [utandırma) vardır. Kendini ise yüceltme vardır.
Sayfa 1120
Asırların seyri içinde Sokrat'ın uzviyetinden bir katre, Galile'nin etinden, kemiğinden bir zerre kalmadı. Fakat ileri sürdükleri fikirlerin üzerine kuleler gibi yeni fikirler, yeni ilimler kuruldu. Fikrin bu muazzam kavgasını, kafatasına, fikri güden adamın etine, kemiğine bağlamak, fikri çürütmek için çerçevesini çürütmek, iptidai devirlerin münakaşa şekli idi. Medeni memleketlerde fikir münakaşası artık şahıs meselesi değil, içinde birçok şartlar ve sebepler saklayan, birer memleket meselesidir. Muhtelif fikirlerin müdafileri karşı karşıya, birbirlerinin fikirlerini çürütmek için mücadele meydanına ilmî silahlar, vesikalar, istatistiklerle çıkarlar. Küfürlerle değil. Küfürün vesika [belge] olduğu hiçbir kitapta yazmaz.
Bir Mesele Olarak Laiklik ve Din
İki yüzlü Türkiye Cumhuriyeti'nin besbelli lisanı da iki çatal olması gerekir ki İslam Dini'nin gümbür gümbür yıkıldığı o memlekette müslümanlığın yalnız yıkılış sesi işitilirken bununla dengeli olarak yıkıcıların bir kısmının bu ameliyata ait alenî memnuniyet ve şamata sesleri arasında bir kısım dalkavuklar da bu hareketlerden dine bir zarar gelmeyeceği nakaratını, dinî duygularından yaralanan tarafla alay eder gibi terennümde geri kalmazlar. İslamiyete indirilen her yeni darbeden dinsizlerin zafer keyfi sürdüğü sırada bunların demdarlığını omuzlayan te'vilciler de, sözde müslüman halkı oyalamaktan haz duyarlar. Önderler, hareketlerini dine zarar olsun diye yaptıkları ve yaptıklarını övünerek saklamadıkları halde goygoycular: "Bir şey yok, bir şey yok." yaygaraları ile olup biten şeylere yakınlık telkin ve temin ederler. İslam Dini'nin, içerde her gün darağacı altından geçen ve dışarda garabetin zehrini yudum yudum içen gayretkeşleri ise iki cepheden ilerleyen düşmanın hangisi ile mücadele edeceğini şaşırır ve elde avuçta tutulamayacak kaypak bir madde gibi ortaya atılan yeni meselelerin hedef sayılacak tarafını tayinden aciz kalırlar. Dine karşı işlenen her hadise İslamiyete dokunur veya dokunmaz tarzında mı münakaşa edilecek, yoksa milletin kurtuluş hareketleri arasında din bağından da kurtulmak ve binaenaleyh dine dokunmak lâzım olup olmadığını mı tespit edecek? Din muzırdır, diyenlerle mi uğraşsın, muzır değildir, diyenlerle mi?
Sayfa 287·Kitabı okuyor
1000Kitap
Hiç şüphesiz başkasıyla mücadele veya münakaşa eden ve onunla hesaplaşmaya giren kimse onu ya cahillikle suçlar ya da yalanlar. Böylelikle de tatlı sözü yitirmiş olur. Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: “Tatlı söz ve yemek yedirmek, sizi cennete koyar.”