Neydi gerçeklik?
Nesnel bir hakikat miydi? Kolektif bir yanılsama mıydı? Çoğunluğun fikri miydi? Tarihsel bakışın bir ürünü müydü? Bir rüya mıydı yoksa? Evet, öyleydi belki de. Ama şayet rüyaysa, bir türlü uyanamadığım bir rüyaydı.
Aşk tek bir anda sonsuzu yaşamanın; kendini daha önce hiç görmediğin gibi görmenin, bu gördüğün şeyin önceki özalgılarından ve özyanılsamalarından çok daha anlamlı olduğunu anlamanın yoluydu.